Bilirkişi raporuna yansıyan para hareketleri için ise 45 milyon liranın program gelirlerinden, 25 milyon liralık taşınmaz ödemesinin banka kredisi ve avanslardan, hesaba nakit yatırılan 6,5 milyon liranın da adını açıklamadığı bir aile dostundan geldiğini söyledi. Şirketlerin annesi ve kardeşi adına kurulmasını “Finansal konularda bilgili olmamam” sözleriyle açıklayan Uğur, kardeşinin hesabından para gönderilen bazı kişileri ise tanımadığını söyledi.
45 MİLYONLUK GELİR, 25 MİLYONLUK TAŞINMAZ, 6,5 MİLYONLUK NAKİTİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Ahbaplar Suç Örgütü soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren ve tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen yayıncı Oğuzhan Uğur’un savcılık ifadesine ulaşıldı.Uğur’a, Ahbap Derneği ve tutuklu Dernek Başkanı Haluk Levent’le ilişkilerinin yanı sıra şirket hesaplarına giren milyonlarca lira, taşınmaz alımı, nakit para yatırma işlemleri ve üçüncü kişiler üzerinden kurulduğu belirtilen bağlantılar soruldu.Şüpheli Uğur, suçlamaları reddetti. Şirket hesaplarındaki yüksek tutarlı işlemlerin medya ve organizasyon faaliyetlerinden kaynaklandığını savunan Uğur, banka hesabına nakit yatırılan 6,5 milyon lirayı ise adını açıklamadığı bir aile dostundan aldığını söyledi.“YALNIZCA HALUK LEVENT’İ TANIYORUM”Oğuzhan Uğur, soruşturma kapsamında kendisine fotoğrafları gösterilen kişilerden yalnızca Haluk Levent’i tanıdığını ifade etti. Levent’le ilk kez 2018 yılında “PİNÇ” programında tanıştığını belirten Uğur, ikinci görüşmelerinin ise 2021’de sosyal medya yasasına ilişkin düzenlediği program sırasında gerçekleştiğini anlattı.Uğur, Haluk Levent’le temasının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arttığını söyledi. Depremin yaşandığı gece Levent’in kendisini aradığını belirten Uğur, Levent’in yardımların İstanbul’dan yürütülemeyeceğini söyleyerek kendilerini deprem bölgesine davet ettiğini anlattı.LEVENTİN' SAĞLADIĞI UÇAKLA DEPREM BÖLGESİNE GİTTİMUğur, Haluk Levent’in sağladığı ambulans uçakla Adana’ya, oradan da Hatay’a gittiklerini söyledi. Hatay’da AFAD ve Ahbap gönüllüleriyle röportaj yaptıklarını belirten Uğur, internet bağlantısı bulunmadığı için görüntüleri yayımlayamadıklarını ve İstanbul’a döndüklerini anlattı.Babala TV stüdyolarında deprem yayınlarına devam ettiklerini söyleyen Uğur, yayınların altında hem AFAD’ın hem de Ahbap Derneğinin banka hesaplarını paylaştıklarını savundu.Uğur, kendi şirketleri veya şahsi hesapları üzerinden bağış toplamadığını belirterek, yurt dışından bağış yapmak isteyenleri “Paraların yasa dışı olabileceği ihtimaline karşı” özellikle AFAD’a yönlendirdiklerini ileri sürdü.“HALUK LEVENT HAKKINDA ŞÜPHELER VARDI”Uğur, depremden sonra gazeteci Cansu Şimşek’in kendisini arayarak Haluk Levent hakkında çeşitli şüpheleri bulunduğunu söylediğini anlattı. Şimşek’in konunun üzerine gitmek için belge aradığını belirten Uğur, o dönemde Haluk Levent’in kamuoyunda “yardımsever” ve “kahraman” olarak görüldüğünü söyledi.Uğur, somut bir belge olmadan konunun üzerine gidilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık.”“ARKAMDAN KÖTÜ KONUŞUYORMUŞSUN”Uğur, gazeteci Taha Hüseyin Karagöz’ün de kendisini arayarak Haluk Levent’in kendisi hakkında konuştuğunu söylediğini ifade etti. Bunun üzerine Levent’e mesaj attığını belirten Uğur, Levent’in konuyu yüz yüze görüşmek istediğini söyledi.Uğur, daha sonraki telefon görüşmelerinden birinde Haluk Levent’in kendisine, “Arkamdan kötü konuşuyormuşsun” dediğini anlattı. Bir diğer görüşmede ise Haluk Levent’in çıkaracağı şarkı için destek istediğini söyledi.Uğur, Levent hakkında duyduğu bazı iddiaların benzerini kişisel olarak yaşadığını savunarak, bu olayların ardından iletişimini kestiğini belirtti. Ancak Ahbap’ın deprem sahasında faaliyet gösterdiğini gördüğünü ifade eden Uğur, “Kişi ile kurumu birbirinden ayırdığını” ileri sürdü.“AHBAP’TAN VE HALUK LEVENT’TEN PARA ALMADIM”Oğuzhan Uğur, Haluk Levent veya Ahbap Derneğiyle herhangi bir ticari ilişki kurmadığını söyledi. Derneğin reklamı için kendisine teklif yapılmadığını belirten Uğur, şahsi veya şirket hesaplarına Ahbap’tan herhangi bir para girmediğini savundu.Uğur, Haluk Levent’in mali işlemleri hakkında bilgisinin olmadığını ve bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını görebilecek bir konumda bulunmadığını ifade etti.BABALA TV ANNESİNİN ÜZERİNE KURULMUŞSavcılıkta, 18 Temmuz 2026 tarihli bilirkişi raporunda yer alan şirket ve banka hesapları da Uğur’a soruldu. Uğur, Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketinin yüzde 100 hissesinin annesi Pakize Uğur’a ait olduğunu söyledi.Kendisinin şirkette maaşlı çalışan olduğunu belirten Uğur, yaptığı işler karşılığında prim aldığını ifade etti. Şirket hesaplarının annesi, kendisi ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından kullanıldığını anlattı.Uğur, şirketin neden annesi adına kurulduğunu şu sözlerle açıkladı: “Finansal konularda çok bilgili değildim. Annem yönettiği takdirde şirket işlerinin daha derli toplu olacağını düşündüm.”DİĞER ŞİRKET DE KARDEŞİNİN ÜZERİNEUğur, 2024 yılında kurulan Babalayka Film Yapım Ticaret Limited Şirketinin ise tamamen kardeşi Tuğrul Uğur’a ait olduğunu belirtti. Şirketin kendi öncülüğünde kurulduğunu kabul eden Uğur, kardeşine güvendiği için şirketi onun adına kurduklarını söyledi.Uğur, şirkete giren ve çıkan paralardan haberdar edildiğini, ancak resmî ortaklığının bulunmadığını savundu. Uğur’un yüzde 25 ortak olduğu Osis Organizasyon isimli şirketin kalan hisselerinin ise İlker Ayrık, Pervasız Yapım, Serhat Sarı ve Mustafa Serdar Fırat’a ait olduğu belirtildi.Uğur, bu şirketin hesap yönetimiyle ilgisinin olmadığını ve yalnızca kâr payı aldığını söyledi.45 MİLYON LİRAYA “PROGRAM GELİRİ” SAVUNMASIBilirkişi raporunda Babala TV’ye Gain Medya tarafından farklı tarihlerde yapılan toplam 45 milyon liralık ödeme de Uğur’a soruldu. Uğur, bu paranın “PİNÇ” ve “Mevzular Açık Mikrofon” programlarının hak edişlerinden kaynaklandığını savundu.Gain Medya’yla yapılan sözleşme kapsamında program ürettiklerini belirten Uğur, şirketin daha sonra el değiştirdiğini ve yeni sahipleriyle yeni bir anlaşma yapmadıklarını söyledi.Gain Medya’ya TMSF tarafından kayyım atanmasının şirketin el değiştirmesinden sonra gerçekleştiğini belirten Uğur, ticari ilişkilere ait fatura ve defter kayıtlarını savcılığa sunduğunu ifade etti.25 MİLYON LİRALIK TAŞINMAZ ÖDEMESİUğur’a, Emin Altuğ Özkan’a yapılan 25 milyon liralık ödeme de soruldu. Söz konusu paranın Çekmeköy Ömerli’deki bir taşınmazın satın alınmasına ilişkin olduğunu belirten Uğur, Gain Medya’dan yaklaşık 13 milyon lira avans aldıklarını, kalan tutar için ise banka kredisi kullandıklarını söyledi.Taşınmazı şahısları adına alamadıkları için Babala TV şirketi adına aldıklarını anlatan Uğur, bilirkişi raporundaki “Yeterli hesap bakiyesi bulunmadığı” tespitine itiraz etti. Uğur, Türkiye İş Bankasından kredi kullandıklarını ve kredi belgelerini dosyaya sunduklarını belirtti.6,5 MİLYON NAKİT PARAYI KİM VERDİ?İfadenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, 1 Kasım 2024 tarihinde şirket hesabına nakit olarak yatırılan 6,5 milyon liraya ilişkin oldu. Uğur, bu parayı ev kredisi, ev tadilatı, çalışan maaşları ve vergi borçlarını ödemek amacıyla bir aile dostundan aldıklarını söyledi.Ancak parayı veren kişinin adını açıklamadı. Uğur, “İsmini vermek istemediğim bir aile dostumuzdan aldık” diyerek paranın kaynağını bu şekilde izah etti. Paranın hangi ödemelerde kullanıldığının banka hareketleriyle ortaya konulacağını savundu.PARA TRANSFERLERİNE “HAYATIN OLAĞAN AKIŞI” AÇIKLAMASIOğuzhan Uğur’a, hesaplarında para transferi görülen Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş isimli kişiler de soruldu. Serhat Aydın’ın kendisine tadilat ve benzeri işlerde yardımcı olduğunu söyleyen Uğur, aralarındaki para transferlerinin bu işlemlerden kaynaklandığını belirtti.Barış Zümrüt’ün eski menajeri, Ercüment Karataş’ın ise menajerlik ve organizasyon işi yapan bir kişi olduğunu anlatan Uğur, bu isimlerle para transferlerinin “Hayatın olağan akışına uygun” olduğunu savundu.FİNANSAL BAĞLANTI NOKTASINDAKİ İSMİ “NEZARETTE” TANIMIŞBilirkişi raporunda, Yeliz Kaya’yla bağlantılı kişiler arasında gösterilen Mehmet Said Köse de Uğur’a soruldu. Uğur, Köse’yi daha önce tanımadığını ve kendisini ilk kez nezarethanede gördüğünü iddia etti.Köse’nin menajer olduğunu da soruşturma sırasında öğrendiğini belirten Uğur, bilirkişi raporunda birinci bağlantı hattı olarak gösterilen para hareketlerinde olağan dışı bir durum bulunmadığını savundu.Uğur’un avukatları ise Serhat Aydın’ın Mehmet Said Köse’ye bin lira, Barış Zümrüt’ün 10 bin lira ve Ercüment Karataş’ın 14 bin lira gönderdiğini belirterek, bu rakamlarla soruşturma konusu yüksek tutarlar arasında bağlantı kurulamayacağını ileri sürdü.KARDEŞİNİN PARA GÖNDERDİĞİ KİŞİLERİ TANIMADIĞINI SÖYLEDİBilirkişi raporunda ikinci bağlantı hattı olarak gösterilen Gaye Akıl ve Aytaç Köse isimli kişiler de Uğur’a soruldu. Uğur, bu iki kişiyi tanımadığını söyledi.Kardeşi Tuğrul Uğur’un bu kişilere para gönderip göndermediğine ilişkin bilgi sahibi olmadığını belirten Uğur, araştırma yaparak dosyaya bilgi sunabileceğini ifade etti.Uğur, kardeşinin şahsi banka hesaplarını kendisinin yönetmediğini ve bu hesaplardaki işlemlerden haberdar olmadığını savundu.Oğuzhan Uğur’un avukatları, müvekkilleri hakkında somut bir delil bulunmadığını savundu. Ticari ilişkilerin tamamının muhasebeleştirildiğini ve faturaya bağlandığını belirten avukatlar, üçüncü kişilerin kendi aralarındaki ilişkilerinin Oğuzhan Uğur’a yüklenemeyeceğini ileri sürdü.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında banka hesapları, şirket kayıtları, ticari faturalar, üçüncü kişilerle yapılan para transferleri ve bilirkişi raporundaki tespitlerin incelenmesi sürüyor.
45 MİLYONLUK GELİR, 25 MİLYONLUK TAŞINMAZ, 6,5 MİLYONLUK NAKİTİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Ahbaplar Suç Örgütü soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren ve tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen yayıncı Oğuzhan Uğur’un savcılık ifadesine ulaşıldı.Uğur’a, Ahbap Derneği ve tutuklu Dernek Başkanı Haluk Levent’le ilişkilerinin yanı sıra şirket hesaplarına giren milyonlarca lira, taşınmaz alımı, nakit para yatırma işlemleri ve üçüncü kişiler üzerinden kurulduğu belirtilen bağlantılar soruldu.Şüpheli Uğur, suçlamaları reddetti. Şirket hesaplarındaki yüksek tutarlı işlemlerin medya ve organizasyon faaliyetlerinden kaynaklandığını savunan Uğur, banka hesabına nakit yatırılan 6,5 milyon lirayı ise adını açıklamadığı bir aile dostundan aldığını söyledi.“YALNIZCA HALUK LEVENT’İ TANIYORUM”Oğuzhan Uğur, soruşturma kapsamında kendisine fotoğrafları gösterilen kişilerden yalnızca Haluk Levent’i tanıdığını ifade etti. Levent’le ilk kez 2018 yılında “PİNÇ” programında tanıştığını belirten Uğur, ikinci görüşmelerinin ise 2021’de sosyal medya yasasına ilişkin düzenlediği program sırasında gerçekleştiğini anlattı.Uğur, Haluk Levent’le temasının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arttığını söyledi. Depremin yaşandığı gece Levent’in kendisini aradığını belirten Uğur, Levent’in yardımların İstanbul’dan yürütülemeyeceğini söyleyerek kendilerini deprem bölgesine davet ettiğini anlattı.LEVENTİN' SAĞLADIĞI UÇAKLA DEPREM BÖLGESİNE GİTTİMUğur, Haluk Levent’in sağladığı ambulans uçakla Adana’ya, oradan da Hatay’a gittiklerini söyledi. Hatay’da AFAD ve Ahbap gönüllüleriyle röportaj yaptıklarını belirten Uğur, internet bağlantısı bulunmadığı için görüntüleri yayımlayamadıklarını ve İstanbul’a döndüklerini anlattı.Babala TV stüdyolarında deprem yayınlarına devam ettiklerini söyleyen Uğur, yayınların altında hem AFAD’ın hem de Ahbap Derneğinin banka hesaplarını paylaştıklarını savundu.Uğur, kendi şirketleri veya şahsi hesapları üzerinden bağış toplamadığını belirterek, yurt dışından bağış yapmak isteyenleri “Paraların yasa dışı olabileceği ihtimaline karşı” özellikle AFAD’a yönlendirdiklerini ileri sürdü.“HALUK LEVENT HAKKINDA ŞÜPHELER VARDI”Uğur, depremden sonra gazeteci Cansu Şimşek’in kendisini arayarak Haluk Levent hakkında çeşitli şüpheleri bulunduğunu söylediğini anlattı. Şimşek’in konunun üzerine gitmek için belge aradığını belirten Uğur, o dönemde Haluk Levent’in kamuoyunda “yardımsever” ve “kahraman” olarak görüldüğünü söyledi.Uğur, somut bir belge olmadan konunun üzerine gidilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık.”“ARKAMDAN KÖTÜ KONUŞUYORMUŞSUN”Uğur, gazeteci Taha Hüseyin Karagöz’ün de kendisini arayarak Haluk Levent’in kendisi hakkında konuştuğunu söylediğini ifade etti. Bunun üzerine Levent’e mesaj attığını belirten Uğur, Levent’in konuyu yüz yüze görüşmek istediğini söyledi.Uğur, daha sonraki telefon görüşmelerinden birinde Haluk Levent’in kendisine, “Arkamdan kötü konuşuyormuşsun” dediğini anlattı. Bir diğer görüşmede ise Haluk Levent’in çıkaracağı şarkı için destek istediğini söyledi.Uğur, Levent hakkında duyduğu bazı iddiaların benzerini kişisel olarak yaşadığını savunarak, bu olayların ardından iletişimini kestiğini belirtti. Ancak Ahbap’ın deprem sahasında faaliyet gösterdiğini gördüğünü ifade eden Uğur, “Kişi ile kurumu birbirinden ayırdığını” ileri sürdü.“AHBAP’TAN VE HALUK LEVENT’TEN PARA ALMADIM”Oğuzhan Uğur, Haluk Levent veya Ahbap Derneğiyle herhangi bir ticari ilişki kurmadığını söyledi. Derneğin reklamı için kendisine teklif yapılmadığını belirten Uğur, şahsi veya şirket hesaplarına Ahbap’tan herhangi bir para girmediğini savundu.Uğur, Haluk Levent’in mali işlemleri hakkında bilgisinin olmadığını ve bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını görebilecek bir konumda bulunmadığını ifade etti.BABALA TV ANNESİNİN ÜZERİNE KURULMUŞSavcılıkta, 18 Temmuz 2026 tarihli bilirkişi raporunda yer alan şirket ve banka hesapları da Uğur’a soruldu. Uğur, Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketinin yüzde 100 hissesinin annesi Pakize Uğur’a ait olduğunu söyledi.Kendisinin şirkette maaşlı çalışan olduğunu belirten Uğur, yaptığı işler karşılığında prim aldığını ifade etti. Şirket hesaplarının annesi, kendisi ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından kullanıldığını anlattı.Uğur, şirketin neden annesi adına kurulduğunu şu sözlerle açıkladı: “Finansal konularda çok bilgili değildim. Annem yönettiği takdirde şirket işlerinin daha derli toplu olacağını düşündüm.”DİĞER ŞİRKET DE KARDEŞİNİN ÜZERİNEUğur, 2024 yılında kurulan Babalayka Film Yapım Ticaret Limited Şirketinin ise tamamen kardeşi Tuğrul Uğur’a ait olduğunu belirtti. Şirketin kendi öncülüğünde kurulduğunu kabul eden Uğur, kardeşine güvendiği için şirketi onun adına kurduklarını söyledi.Uğur, şirkete giren ve çıkan paralardan haberdar edildiğini, ancak resmî ortaklığının bulunmadığını savundu. Uğur’un yüzde 25 ortak olduğu Osis Organizasyon isimli şirketin kalan hisselerinin ise İlker Ayrık, Pervasız Yapım, Serhat Sarı ve Mustafa Serdar Fırat’a ait olduğu belirtildi.Uğur, bu şirketin hesap yönetimiyle ilgisinin olmadığını ve yalnızca kâr payı aldığını söyledi.45 MİLYON LİRAYA “PROGRAM GELİRİ” SAVUNMASIBilirkişi raporunda Babala TV’ye Gain Medya tarafından farklı tarihlerde yapılan toplam 45 milyon liralık ödeme de Uğur’a soruldu. Uğur, bu paranın “PİNÇ” ve “Mevzular Açık Mikrofon” programlarının hak edişlerinden kaynaklandığını savundu.Gain Medya’yla yapılan sözleşme kapsamında program ürettiklerini belirten Uğur, şirketin daha sonra el değiştirdiğini ve yeni sahipleriyle yeni bir anlaşma yapmadıklarını söyledi.Gain Medya’ya TMSF tarafından kayyım atanmasının şirketin el değiştirmesinden sonra gerçekleştiğini belirten Uğur, ticari ilişkilere ait fatura ve defter kayıtlarını savcılığa sunduğunu ifade etti.25 MİLYON LİRALIK TAŞINMAZ ÖDEMESİUğur’a, Emin Altuğ Özkan’a yapılan 25 milyon liralık ödeme de soruldu. Söz konusu paranın Çekmeköy Ömerli’deki bir taşınmazın satın alınmasına ilişkin olduğunu belirten Uğur, Gain Medya’dan yaklaşık 13 milyon lira avans aldıklarını, kalan tutar için ise banka kredisi kullandıklarını söyledi.Taşınmazı şahısları adına alamadıkları için Babala TV şirketi adına aldıklarını anlatan Uğur, bilirkişi raporundaki “Yeterli hesap bakiyesi bulunmadığı” tespitine itiraz etti. Uğur, Türkiye İş Bankasından kredi kullandıklarını ve kredi belgelerini dosyaya sunduklarını belirtti.6,5 MİLYON NAKİT PARAYI KİM VERDİ?İfadenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, 1 Kasım 2024 tarihinde şirket hesabına nakit olarak yatırılan 6,5 milyon liraya ilişkin oldu. Uğur, bu parayı ev kredisi, ev tadilatı, çalışan maaşları ve vergi borçlarını ödemek amacıyla bir aile dostundan aldıklarını söyledi.Ancak parayı veren kişinin adını açıklamadı. Uğur, “İsmini vermek istemediğim bir aile dostumuzdan aldık” diyerek paranın kaynağını bu şekilde izah etti. Paranın hangi ödemelerde kullanıldığının banka hareketleriyle ortaya konulacağını savundu.PARA TRANSFERLERİNE “HAYATIN OLAĞAN AKIŞI” AÇIKLAMASIOğuzhan Uğur’a, hesaplarında para transferi görülen Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş isimli kişiler de soruldu. Serhat Aydın’ın kendisine tadilat ve benzeri işlerde yardımcı olduğunu söyleyen Uğur, aralarındaki para transferlerinin bu işlemlerden kaynaklandığını belirtti.Barış Zümrüt’ün eski menajeri, Ercüment Karataş’ın ise menajerlik ve organizasyon işi yapan bir kişi olduğunu anlatan Uğur, bu isimlerle para transferlerinin “Hayatın olağan akışına uygun” olduğunu savundu.FİNANSAL BAĞLANTI NOKTASINDAKİ İSMİ “NEZARETTE” TANIMIŞBilirkişi raporunda, Yeliz Kaya’yla bağlantılı kişiler arasında gösterilen Mehmet Said Köse de Uğur’a soruldu. Uğur, Köse’yi daha önce tanımadığını ve kendisini ilk kez nezarethanede gördüğünü iddia etti.Köse’nin menajer olduğunu da soruşturma sırasında öğrendiğini belirten Uğur, bilirkişi raporunda birinci bağlantı hattı olarak gösterilen para hareketlerinde olağan dışı bir durum bulunmadığını savundu.Uğur’un avukatları ise Serhat Aydın’ın Mehmet Said Köse’ye bin lira, Barış Zümrüt’ün 10 bin lira ve Ercüment Karataş’ın 14 bin lira gönderdiğini belirterek, bu rakamlarla soruşturma konusu yüksek tutarlar arasında bağlantı kurulamayacağını ileri sürdü.KARDEŞİNİN PARA GÖNDERDİĞİ KİŞİLERİ TANIMADIĞINI SÖYLEDİBilirkişi raporunda ikinci bağlantı hattı olarak gösterilen Gaye Akıl ve Aytaç Köse isimli kişiler de Uğur’a soruldu. Uğur, bu iki kişiyi tanımadığını söyledi.Kardeşi Tuğrul Uğur’un bu kişilere para gönderip göndermediğine ilişkin bilgi sahibi olmadığını belirten Uğur, araştırma yaparak dosyaya bilgi sunabileceğini ifade etti.Uğur, kardeşinin şahsi banka hesaplarını kendisinin yönetmediğini ve bu hesaplardaki işlemlerden haberdar olmadığını savundu.Oğuzhan Uğur’un avukatları, müvekkilleri hakkında somut bir delil bulunmadığını savundu. Ticari ilişkilerin tamamının muhasebeleştirildiğini ve faturaya bağlandığını belirten avukatlar, üçüncü kişilerin kendi aralarındaki ilişkilerinin Oğuzhan Uğur’a yüklenemeyeceğini ileri sürdü.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında banka hesapları, şirket kayıtları, ticari faturalar, üçüncü kişilerle yapılan para transferleri ve bilirkişi raporundaki tespitlerin incelenmesi sürüyor.








