Baysal, söz konusu uygulamayı yalnızca idari bir karar olarak değil, aynı zamanda bilimsel temeli tartışmalı, etik açıdan sorunlu ve koruma politikalarıyla çelişen bir yaklaşım olarak değerlendirdi.
“Korunan türü ava açmak ciddi bir çelişkidir”Açıklamada, kızıl geyik türünün Türkiye’de korunması gereken yaban hayatı türleri arasında yer aldığı hatırlatılarak, Doğa Koruma ve Milli Parklar teşkilatının temel görevinin bu türleri korumak, çoğaltmak ve doğal yaşam alanlarına yeniden kazandırmak olduğu vurgulandı.Baysal, üretim istasyonlarında çoğaltılan bireylerin daha sonra ava açılmasının, doğrudan doğruya koruma politikalarının kendi içinde çelişmesi anlamına geldiğini ifade ederek uygulamayı sert sözlerle eleştirdi.“Bilimsel envanter yoksa, karar da yoktur”Açıklamanın en dikkat çeken bölümü ise Bursa genelinde kızıl geyik popülasyonuna ilişkin bilimsel veri eksikliği oldu.Baysal, son yıllarda kamuoyuna sunulmuş kapsamlı, şeffaf ve bilimsel temelli bir envanter çalışmasının bulunmadığını belirterek şu kritik noktaya dikkat çekti:Popülasyon artış ve azalış trendleri belirsiz
Yaş gruplarına ilişkin veri eksik
Bölgesel dağılım net değil
Bilimsel raporlar kamuoyu ile paylaşılmıyorBu tabloyu “bilimsel belirsizlik ortamında alınan kararlar” olarak tanımlayan Baysal, bu durumun ciddi soru işaretleri doğurduğunu ifade etti.Gelişmiş ülkeler vurgusu: “Standartlar açık, Türkiye’de tartışma büyük”Açıklamada, yaban hayatı yönetimi konusunda gelişmiş ülkelerde uygulanan standartlara da geniş yer verildi.Bu çerçevede:Popülasyon sayımı yapılmadan av kotası belirlenmediği
Tüm verilerin şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşıldığı
Koruma önceliğinin mutlak olduğu
Risk altındaki türlerin avcılığa açılmadığı
Avcılığın yalnızca ekosistem dengesi amacıyla sınırlı kullanıldığı
Üretim ve av politikalarının aynı çatı altında çelişmeyecek şekilde ayrıldığıözellikle vurgulandı.Baysal, mevcut tartışmanın merkezinde “bilimsel veri eksikliği” ve “şeffaflık sorunu” bulunduğunu belirterek, karar alma süreçlerinin uluslararası standartlardan uzaklaştığını ima etti.“Önce veri, sonra karar” ilkesi yok sayılıyor mu?Açıklamada en sert eleştirilerden biri de karar alma mekanizmalarına yönelik oldu.Baysal, uluslararası yaklaşımın açık olduğunu belirterek:“Önce bilimsel veri, sonra karar”ilkesinin temel alınması gerektiğini, ancak mevcut uygulamalarda kararların veri olmadan alındığı ve sonradan gerekçelendirme üretildiği yönünde ciddi eleştiriler bulunduğunu ifade etti.Şeffaflık çağrısı: 4 kritik talepBursa Veteriner Hekimler Odası, sürece ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesi için dört temel talep sıraladı:Son 5 yıla ait kızıl geyik envanter raporlarının kamuoyu ile paylaşılması
(yavru sayıları, yaş grupları, bölgesel dağılım verileri dahil)
Kullanılan envanter yöntemleri ve veri toplama tekniklerinin açıklanması
Popülasyon sürdürülebilirlik eşikleri ve av kotası kriterlerinin bilimsel olarak ortaya konulması
Üretim istasyonlarında çoğaltılan bireylerin ava açılmasına ilişkin idari ve bilimsel gerekçelerin açıklanması
“Doğa yönetimi şeffaf, bilimsel ve yaşam hakkına saygılı olmalı”Açıklamanın sonunda Baysal, yaban hayatı yönetiminin yalnızca idari bir süreç değil, aynı zamanda ekolojik sorumluluk ve etik yükümlülük taşıyan bir alan olduğunu vurguladı.Karar alma mekanizmalarının:Şeffaf
Bilimsel
Denetlenebilir
Kamu yararını gözeten
Her canlının yaşam hakkını dikkate alanbir yapıda olması gerektiğini belirten Baysal, mevcut uygulamaların bu ilkelerle uyumlu olup olmadığının ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“Korunan türü ava açmak ciddi bir çelişkidir”Açıklamada, kızıl geyik türünün Türkiye’de korunması gereken yaban hayatı türleri arasında yer aldığı hatırlatılarak, Doğa Koruma ve Milli Parklar teşkilatının temel görevinin bu türleri korumak, çoğaltmak ve doğal yaşam alanlarına yeniden kazandırmak olduğu vurgulandı.Baysal, üretim istasyonlarında çoğaltılan bireylerin daha sonra ava açılmasının, doğrudan doğruya koruma politikalarının kendi içinde çelişmesi anlamına geldiğini ifade ederek uygulamayı sert sözlerle eleştirdi.“Bilimsel envanter yoksa, karar da yoktur”Açıklamanın en dikkat çeken bölümü ise Bursa genelinde kızıl geyik popülasyonuna ilişkin bilimsel veri eksikliği oldu.Baysal, son yıllarda kamuoyuna sunulmuş kapsamlı, şeffaf ve bilimsel temelli bir envanter çalışmasının bulunmadığını belirterek şu kritik noktaya dikkat çekti:Popülasyon artış ve azalış trendleri belirsizYaş gruplarına ilişkin veri eksik
Bölgesel dağılım net değil
Bilimsel raporlar kamuoyu ile paylaşılmıyorBu tabloyu “bilimsel belirsizlik ortamında alınan kararlar” olarak tanımlayan Baysal, bu durumun ciddi soru işaretleri doğurduğunu ifade etti.Gelişmiş ülkeler vurgusu: “Standartlar açık, Türkiye’de tartışma büyük”Açıklamada, yaban hayatı yönetimi konusunda gelişmiş ülkelerde uygulanan standartlara da geniş yer verildi.Bu çerçevede:Popülasyon sayımı yapılmadan av kotası belirlenmediği
Tüm verilerin şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşıldığı
Koruma önceliğinin mutlak olduğu
Risk altındaki türlerin avcılığa açılmadığı
Avcılığın yalnızca ekosistem dengesi amacıyla sınırlı kullanıldığı
Üretim ve av politikalarının aynı çatı altında çelişmeyecek şekilde ayrıldığıözellikle vurgulandı.Baysal, mevcut tartışmanın merkezinde “bilimsel veri eksikliği” ve “şeffaflık sorunu” bulunduğunu belirterek, karar alma süreçlerinin uluslararası standartlardan uzaklaştığını ima etti.“Önce veri, sonra karar” ilkesi yok sayılıyor mu?Açıklamada en sert eleştirilerden biri de karar alma mekanizmalarına yönelik oldu.Baysal, uluslararası yaklaşımın açık olduğunu belirterek:“Önce bilimsel veri, sonra karar”ilkesinin temel alınması gerektiğini, ancak mevcut uygulamalarda kararların veri olmadan alındığı ve sonradan gerekçelendirme üretildiği yönünde ciddi eleştiriler bulunduğunu ifade etti.Şeffaflık çağrısı: 4 kritik talepBursa Veteriner Hekimler Odası, sürece ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesi için dört temel talep sıraladı:Son 5 yıla ait kızıl geyik envanter raporlarının kamuoyu ile paylaşılması
(yavru sayıları, yaş grupları, bölgesel dağılım verileri dahil)
Kullanılan envanter yöntemleri ve veri toplama tekniklerinin açıklanması
Popülasyon sürdürülebilirlik eşikleri ve av kotası kriterlerinin bilimsel olarak ortaya konulması
Üretim istasyonlarında çoğaltılan bireylerin ava açılmasına ilişkin idari ve bilimsel gerekçelerin açıklanması
“Doğa yönetimi şeffaf, bilimsel ve yaşam hakkına saygılı olmalı”Açıklamanın sonunda Baysal, yaban hayatı yönetiminin yalnızca idari bir süreç değil, aynı zamanda ekolojik sorumluluk ve etik yükümlülük taşıyan bir alan olduğunu vurguladı.Karar alma mekanizmalarının:Şeffaf
Bilimsel
Denetlenebilir
Kamu yararını gözeten
Her canlının yaşam hakkını dikkate alanbir yapıda olması gerektiğini belirten Baysal, mevcut uygulamaların bu ilkelerle uyumlu olup olmadığının ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini ifade etti.





