Deprem Gerçeğiyle Yüzleşmeliyiz
Düzce, Bolu ve Sakarya’da binlerce kişinin yaralanmasına ve çok sayıda insanın evsiz kalmasına neden olan 12 Kasım depremi, tüm Türkiye'yi sarsan bir felaket olarak tarihe geçti. 17 Ağustos 1999’daki Gölcük-Kocaeli Depremi'nden kısa süre sonra yaşanan bu büyük deprem, ülkemizin deprem gerçeğini acı bir şekilde hatırlattı.
TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, depremlerin doğal afetler olarak kaçınılmaz olduğunu ancak hazırlıklı olmanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Afetlerle Mücadele Tüm Toplumun Sorumluluğu Olmalı
Açıklamada, Türkiye'nin tektonik kuşakta yer alması nedeniyle büyük depremlerle karşılaşma olasılığının yüksek olduğu belirtilirken, alınan önlemlerin genellikle yetersiz kaldığına dikkat çekildi. Süregelen ihmal ve denetimsizliklerin kayıpları artırdığı belirtilen açıklamada, can ve mal kayıplarının doğru planlama ve önlemlerle büyük ölçüde önlenebileceği ifade edildi. Afet riskini azaltmaya yönelik bir yönetim anlayışı, bilimsel temellere dayalı şehir planlaması, güvenli yapılaşma ve etkin afet farkındalık eğitimlerinin acil bir ihtiyaç olduğu vurgulandı.
"Deprem Değil, İhmal ve Tedbirsizlik Can Alır"
TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu'nun açıklamasında, deprem güvenliğinin yalnızca bir ilin ya da kurumun değil, tüm toplumun sorumluluğu olduğu ifade edilerek, her birey ve kurumun afet dirençli bir toplum yaratma görevine dikkat çekildi. "Deprem değil, ihmal, tedbirsizlik ve denetimsizlik can alır" sözleriyle açıklamada, bilimsel ve sürdürülebilir önlemler almanın kaybedilen canların anısına saygı niteliğinde olacağı belirtildi.
Geleceğe Güvenle Bakmak İçin Deprem Gerçeğini Unutmamalıyız
Açıklamanın sonunda, gelecek nesillerin güvenle yaşayabileceği bir ülke için deprem gerçeğinin unutmadan, hazırlıklı olunması gerektiği ifade edildi. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, güvenli, sağlıklı kentler ve yaşam alanları oluşturmak için tüm vatandaşları ve kurumları sorumluluk almaya davet etti.