Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depremin etkilerine dair değerlendirmelerde bulunarak, “Bu büyüklükteki bir depremin yıkıcı bir etki yaratma ihtimali oldukça düşük” şeklinde bir açıklama yaptı. Ancak, bu tür depremlerin bir dizi artçı sarsıntıyı tetikleyebileceğini belirterek, “Deprem fırtınası yaşanması olası” uyarısında bulundu.
Sözbilir, özellikle Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi gibi aktif fay hattı üzerinde bulunan bölgelerde, bu tür sarsıntıların zaman zaman yaşanabileceğini ve buna karşı halkın tedbirli olması gerektiğini vurguladı.
5,2 büyüklüğündeki depremin, büyük bir felakete yol açma ihtimalinin çok düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Sözbilir, ancak bu tür sarsıntıların peşinden gelen artçı depremlerle dikkatli olunması gerektiğini ekledi.Ayrıca, bu tür depremler sırasında, halkın güvenli alanlarda kalması ve ani paniklerden kaçınması gerektiği de hatırlatıldı.Bölgedeki vatandaşların paniğe kapılmadan, uzmanların önerileri doğrultusunda güvenli bir şekilde hareket etmeleri gerektiği, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından da defalarca dile getirilen bir konu olarak gündemde kaldı.Prof. Dr. Sözbilir, bu tür sismik aktivitelerin, bölgedeki doğal yapıyı ve yerleşim alanlarını tehdit etmeyecek seviyede olduğunu ifade etti.Ayvacık ilçesindeki depremin yıkıcı etkiler yaratmadığı, ancak bölgeyi etkileyen “deprem fırtınası” riskinin göz ardı edilmemesi gerektiği açıkça belirtilmiş oldu.Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Edremit Körfezi merkezli, 6 Ekim 1944 tarihinde meydana gelen büyük bir depremin etkilerini hatırlattı.Bu deprem, 6,8 büyüklüğünde olup yaklaşık 20 saniye süresince devam etmiştir. Deprem sonucunda 73 kişi hayatını kaybetmiş ve 2 bin 200'ün üzerinde bina hasar görmüştür. Depremin, yerel halk tarafından 9 şiddetinde hissedildiği bildirilmiştir.Prof. Dr. Sözbilir, bu felaketin ardından, Edremit Körfezi'nin kuzey sınırında Behram ile Akçay arasında 35 kilometre uzunluğunda bir yüzey kırığı oluştuğunu ve bunun bölgedeki sismik aktivitenin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulamıştır.Daha yakın bir tarihte, 2017 yılının Şubat ayında Çanakkale-Ayvacık'ta meydana gelen depremde Tuzla Fayı'nın batı kısmında 5,3 büyüklüğünde birçok deprem meydana gelmiş ve bu durum bir "deprem fırtınası" olarak tanımlanmıştır. Bu olayda da birçok köy evi ciddi şekilde hasar görmüştür.Bugün meydana gelen depremlerle ilgili olarak, ulusal ve uluslararası sismoloji merkezlerinden alınan verilere göre, Edremit Körfezi'nde gerçekleşen bu deprem, D-B doğrultulu normal fay mekanizmasıyla oluşmuş ve büyüklüğü 5.0-5.3 arasında gerçekleşmiştir.Prof. Dr. Sözbilir, bu depremi tetiklenmiş bir olay olarak değerlendirmiştir. Edremit ve Behramkale fayları, Kuzey Anadolu Fayı'nın güney koluna bağlı segmentler olarak tanımlanır ve bu bölgedeki sismik aktiviteler, bu yapının hareketliliğini yansıtmaktadır.
Sözbilir, özellikle Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi gibi aktif fay hattı üzerinde bulunan bölgelerde, bu tür sarsıntıların zaman zaman yaşanabileceğini ve buna karşı halkın tedbirli olması gerektiğini vurguladı.
5,2 büyüklüğündeki depremin, büyük bir felakete yol açma ihtimalinin çok düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Sözbilir, ancak bu tür sarsıntıların peşinden gelen artçı depremlerle dikkatli olunması gerektiğini ekledi.Ayrıca, bu tür depremler sırasında, halkın güvenli alanlarda kalması ve ani paniklerden kaçınması gerektiği de hatırlatıldı.Bölgedeki vatandaşların paniğe kapılmadan, uzmanların önerileri doğrultusunda güvenli bir şekilde hareket etmeleri gerektiği, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından da defalarca dile getirilen bir konu olarak gündemde kaldı.Prof. Dr. Sözbilir, bu tür sismik aktivitelerin, bölgedeki doğal yapıyı ve yerleşim alanlarını tehdit etmeyecek seviyede olduğunu ifade etti.Ayvacık ilçesindeki depremin yıkıcı etkiler yaratmadığı, ancak bölgeyi etkileyen “deprem fırtınası” riskinin göz ardı edilmemesi gerektiği açıkça belirtilmiş oldu.Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Edremit Körfezi merkezli, 6 Ekim 1944 tarihinde meydana gelen büyük bir depremin etkilerini hatırlattı.Bu deprem, 6,8 büyüklüğünde olup yaklaşık 20 saniye süresince devam etmiştir. Deprem sonucunda 73 kişi hayatını kaybetmiş ve 2 bin 200'ün üzerinde bina hasar görmüştür. Depremin, yerel halk tarafından 9 şiddetinde hissedildiği bildirilmiştir.Prof. Dr. Sözbilir, bu felaketin ardından, Edremit Körfezi'nin kuzey sınırında Behram ile Akçay arasında 35 kilometre uzunluğunda bir yüzey kırığı oluştuğunu ve bunun bölgedeki sismik aktivitenin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulamıştır.Daha yakın bir tarihte, 2017 yılının Şubat ayında Çanakkale-Ayvacık'ta meydana gelen depremde Tuzla Fayı'nın batı kısmında 5,3 büyüklüğünde birçok deprem meydana gelmiş ve bu durum bir "deprem fırtınası" olarak tanımlanmıştır. Bu olayda da birçok köy evi ciddi şekilde hasar görmüştür.Bugün meydana gelen depremlerle ilgili olarak, ulusal ve uluslararası sismoloji merkezlerinden alınan verilere göre, Edremit Körfezi'nde gerçekleşen bu deprem, D-B doğrultulu normal fay mekanizmasıyla oluşmuş ve büyüklüğü 5.0-5.3 arasında gerçekleşmiştir.Prof. Dr. Sözbilir, bu depremi tetiklenmiş bir olay olarak değerlendirmiştir. Edremit ve Behramkale fayları, Kuzey Anadolu Fayı'nın güney koluna bağlı segmentler olarak tanımlanır ve bu bölgedeki sismik aktiviteler, bu yapının hareketliliğini yansıtmaktadır.




