Ekonomistlere göre, uygulanan sıkı para politikalarının etkisiyle 2025 yılına gelindiğinde enflasyonda ciddi bir düşüş gözlemlenecek ve oranlar yüzde 20 seviyelerine kadar gerileyecek.
Bu durum, Türkiye için uzun süredir devam eden yüksek enflasyon sorununun hafiflemeye başlayacağı anlamına geliyor.
Morgan Stanley'in analizine göre, enflasyonun düşmesiyle birlikte Türkiye Merkez Bankası, faiz indirimleri için uygun bir zemin bulabilir.
Bu bağlamda, 2025'ten itibaren Türkiye'de kademeli bir faiz indirim döngüsüne girileceği öngörülüyor.
Faiz indiriminin başlamasıyla birlikte, büyümenin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağı, yatırım ortamının iyileşeceği ve istihdamın artacağı belirtiliyor.Raporda, Türkiye’nin ekonomik göstergelerinde istikrar sağlanmasının küresel yatırımcılar için de bir güven unsuru yaratacağı ve sermaye girişlerini destekleyeceği ifade ediliyor.Raporda ayrıca, Türkiye ekonomisinin son dönemde yapısal reformlar ve mali disiplin konusunda attığı adımların olumlu etkilerinin görülmeye başlandığına değiniliyor.Morgan Stanley, Türkiye’nin orta ve uzun vadede enflasyon ve büyüme hedeflerine ulaşabileceğine işaret ederek, bu gelişmelerin ekonomi yönetiminde atılacak yeni adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti.Ek olarak, para politikasındaki istikrarın, enflasyonun düşüş sürecini hızlandırarak fiyat istikrarını sağlamada önemli bir rol oynayacağı kaydediliyor.Morgan Stanley'in raporu, Türkiye ekonomisinin 2025 yılı itibarıyla daha kontrollü bir enflasyon ve daha düşük faiz oranlarıyla sürdürülebilir bir büyüme dönemine geçiş yapabileceğine işaret ediyor.ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye'ye dair 2025 projeksiyonlarını içeren kapsamlı bir analiz raporu yayımladı.Raporda, Türkiye'de ekonomi yönetiminin sıkı bir makro politika duruşu sergileyerek makroekonomik dengesizlikleri önemli ölçüde azalttığı ve ülkenin döviz tamponlarını güçlendirdiği belirtildi.Morgan Stanley, Türkiye için 2025 yılı beklentilerini ılımlı bir büyüme ve enflasyonda kademeli düşüş olarak tanımladı; yıl boyunca enflasyonun yüzde 20'li seviyelere gerileyebileceği öngörülüyor.Ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) gelecek yıldan itibaren kademeli bir faiz indirimi sürecine girmesinin beklendiği vurgulandı.Morgan Stanley, Türkiye'nin son yıllarda gerçekleştirdiği para ve maliye politikalarındaki değişimlerin hem yurt içi hem de yurt dışı güveni artırdığına dikkat çekti.Mayıs 2023'ten itibaren atılan adımlar, parasal ve finansal koşullarda önemli bir sıkılaşma sağlarken, mali duruşta da normalleşme süreci yaşandığı ifade edildi.Bu süreçte mevduat dolarizasyon oranının önemli ölçüde azalmasıyla Türkiye'ye yabancı yatırım girişi artarken, portföy yatırımları ve dış borç devralma oranlarında da pozitif gelişmeler yaşandığı belirtildi.TCMB bilançosunda "döviz korumalı mevduatlar (KKM)" olarak yer alan koşullu yükümlülüklerin, Ağustos 2023'teki 140 milyar ABD dolarlık zirveden Ekim itibarıyla 38 milyar ABD dolarına düştüğü bilgisine yer verildi.Türk lirası mevduatlarının toplam içindeki payı da yıl başından bu yana yüzde 56’ya yükselerek 13,6 puan arttı.Net portföy girişleri, 2022'deki 2 milyar ABD dolarına kıyasla Eylül 2023 itibarıyla 17 milyar ABD dolarına ulaştı.12 aylık cari açık oranının 2023 üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemindeki GSYİH’nin yüzde 3,6’sından yüzde 0,8’e düştüğü belirtilerek, bu gelişmelerin brüt ve net döviz rezervlerinde kayda değer bir artışa katkıda bulunduğu açıklandı.Derecelendirme Kuruluşlarının Türkiye'ye Yönelik İyimser Not ArtışlarıRaporda, üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun bu yıl Türkiye’nin kredi notlarında iki kademe artış gerçekleştirdiği, bunun da artan dışsal dayanıklılığın bir göstergesi olduğu ifade edildi.Ayrıca iç talepteki kademeli yavaşlamaya değinilerek, Türkiye'nin reel GSYİH büyüme oranının 2023'ün ilk çeyreğinde yüzde 5,3'ten ikinci çeyrekte yüzde 2,5’e gerilediği ve ekonomik kompozisyonun yurt içi talep ile net ihracat arasında daha dengeli bir yapıya kavuştuğu belirtildi.2023'ün üçüncü çeyreğinde sanayi üretiminin üst üste daralmaya devam ettiği ve PMI verilerinin zayıf kalmasına rağmen perakende satışların pozitif büyümeye geri döndüğü gözlemlendi.Tüketici güveninde de kısmi bir toparlanma yaşandığı kaydedilerek, bu durumun iç talepte dayanıklılık işareti olduğu belirtildi.
Bu durum, Türkiye için uzun süredir devam eden yüksek enflasyon sorununun hafiflemeye başlayacağı anlamına geliyor.
Morgan Stanley'in analizine göre, enflasyonun düşmesiyle birlikte Türkiye Merkez Bankası, faiz indirimleri için uygun bir zemin bulabilir.
Bu bağlamda, 2025'ten itibaren Türkiye'de kademeli bir faiz indirim döngüsüne girileceği öngörülüyor.
Faiz indiriminin başlamasıyla birlikte, büyümenin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağı, yatırım ortamının iyileşeceği ve istihdamın artacağı belirtiliyor.Raporda, Türkiye’nin ekonomik göstergelerinde istikrar sağlanmasının küresel yatırımcılar için de bir güven unsuru yaratacağı ve sermaye girişlerini destekleyeceği ifade ediliyor.Raporda ayrıca, Türkiye ekonomisinin son dönemde yapısal reformlar ve mali disiplin konusunda attığı adımların olumlu etkilerinin görülmeye başlandığına değiniliyor.Morgan Stanley, Türkiye’nin orta ve uzun vadede enflasyon ve büyüme hedeflerine ulaşabileceğine işaret ederek, bu gelişmelerin ekonomi yönetiminde atılacak yeni adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti.Ek olarak, para politikasındaki istikrarın, enflasyonun düşüş sürecini hızlandırarak fiyat istikrarını sağlamada önemli bir rol oynayacağı kaydediliyor.Morgan Stanley'in raporu, Türkiye ekonomisinin 2025 yılı itibarıyla daha kontrollü bir enflasyon ve daha düşük faiz oranlarıyla sürdürülebilir bir büyüme dönemine geçiş yapabileceğine işaret ediyor.ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye'ye dair 2025 projeksiyonlarını içeren kapsamlı bir analiz raporu yayımladı.Raporda, Türkiye'de ekonomi yönetiminin sıkı bir makro politika duruşu sergileyerek makroekonomik dengesizlikleri önemli ölçüde azalttığı ve ülkenin döviz tamponlarını güçlendirdiği belirtildi.Morgan Stanley, Türkiye için 2025 yılı beklentilerini ılımlı bir büyüme ve enflasyonda kademeli düşüş olarak tanımladı; yıl boyunca enflasyonun yüzde 20'li seviyelere gerileyebileceği öngörülüyor.Ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) gelecek yıldan itibaren kademeli bir faiz indirimi sürecine girmesinin beklendiği vurgulandı.Morgan Stanley, Türkiye'nin son yıllarda gerçekleştirdiği para ve maliye politikalarındaki değişimlerin hem yurt içi hem de yurt dışı güveni artırdığına dikkat çekti.Mayıs 2023'ten itibaren atılan adımlar, parasal ve finansal koşullarda önemli bir sıkılaşma sağlarken, mali duruşta da normalleşme süreci yaşandığı ifade edildi.Bu süreçte mevduat dolarizasyon oranının önemli ölçüde azalmasıyla Türkiye'ye yabancı yatırım girişi artarken, portföy yatırımları ve dış borç devralma oranlarında da pozitif gelişmeler yaşandığı belirtildi.TCMB bilançosunda "döviz korumalı mevduatlar (KKM)" olarak yer alan koşullu yükümlülüklerin, Ağustos 2023'teki 140 milyar ABD dolarlık zirveden Ekim itibarıyla 38 milyar ABD dolarına düştüğü bilgisine yer verildi.Türk lirası mevduatlarının toplam içindeki payı da yıl başından bu yana yüzde 56’ya yükselerek 13,6 puan arttı.Net portföy girişleri, 2022'deki 2 milyar ABD dolarına kıyasla Eylül 2023 itibarıyla 17 milyar ABD dolarına ulaştı.12 aylık cari açık oranının 2023 üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemindeki GSYİH’nin yüzde 3,6’sından yüzde 0,8’e düştüğü belirtilerek, bu gelişmelerin brüt ve net döviz rezervlerinde kayda değer bir artışa katkıda bulunduğu açıklandı.Derecelendirme Kuruluşlarının Türkiye'ye Yönelik İyimser Not ArtışlarıRaporda, üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun bu yıl Türkiye’nin kredi notlarında iki kademe artış gerçekleştirdiği, bunun da artan dışsal dayanıklılığın bir göstergesi olduğu ifade edildi.Ayrıca iç talepteki kademeli yavaşlamaya değinilerek, Türkiye'nin reel GSYİH büyüme oranının 2023'ün ilk çeyreğinde yüzde 5,3'ten ikinci çeyrekte yüzde 2,5’e gerilediği ve ekonomik kompozisyonun yurt içi talep ile net ihracat arasında daha dengeli bir yapıya kavuştuğu belirtildi.2023'ün üçüncü çeyreğinde sanayi üretiminin üst üste daralmaya devam ettiği ve PMI verilerinin zayıf kalmasına rağmen perakende satışların pozitif büyümeye geri döndüğü gözlemlendi.Tüketici güveninde de kısmi bir toparlanma yaşandığı kaydedilerek, bu durumun iç talepte dayanıklılık işareti olduğu belirtildi.








