Prof. Dr. Naci Görür, konuya ilişkin önemli uyarılarda bulunarak, Türkiye için de büyük bir tehdit oluşturabileceği konusunda açıklamalar yaptı.
Görür, Ege Bölgesi'nin özellikle yıkıcı fay hatlarıyla kesişen bir bölgede yer aldığını vurgulayarak, bu fay hatlarının oluşturduğu risklerin fazla olduğunu belirtti.
Türkiye'de başka bir şehirde bu kadar yoğun ve yıkıcı fay hattı geçmediğini ifade etti. Uzman, bu durumun sadece Santorini ve çevresini değil, Türkiye’nin de Ege kıyılarındaki birçok bölgesini tehlikeye atabileceğini ve bölgedeki altyapı ile yapılar üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
Santorini çevresinde yaşanan depremlerin ardından, bölgedeki yapıların dayanıklılığına dair de endişeler arttı.Yunanistan hükümeti, olası bir büyük Deprem riskine karşı adadaki yerleşim birimlerini boşaltma planlarını hızlandırırken, Türkiye’de de benzer bir önlem alma ihtimali gündeme gelmiş durumda.Özellikle, fay hattının aktif olduğu bölgelerde yapısal iyileştirmeler ve güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği konusunda uzmanlar uyarıda bulunuyor.Bu süreçte, yerel yönetimler ve afet yönetim birimleri de halkı bilinçlendirme çalışmaları yapıyor.Deprem riskinin en fazla olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşların, afetlere karşı hazırlıklı olmaları gerektiği vurgulanıyor.Deprem gerçeğini unutmadan, tedbirli olunması gerektiği, fay hatlarının üzerinde bulunan şehirlerde yaşayan herkesin bu riskle yaşamaya alışması gerektiği anlatılıyor.Türkiye, maalesef bir deprem ülkesi olma gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Tarihimizde pek çok büyük deprem yer alıyor, bunların arasında 1999'daki Yalova Marmara depremi ve onu takip eden Düzce depremi, Elazığ ve Van'daki yıkıcı sarsıntılar da bulunuyor.Ancak, asrın felaketi olarak tanımladığımız 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri, toplumun depreme karşı duyarlılığını ne yazık ki bir kez daha artırdı.Türkiye'nin deprem gerçeği, halkın dikkatini çekse de, bu konuda alınması gereken önlemler genellikle felaket sonrası gündeme geliyor. Depremin öncesi değil, sonrası düşünülüyor. Bu durum ise sınıfta kalmamıza sebep oluyor.
Görür, Ege Bölgesi'nin özellikle yıkıcı fay hatlarıyla kesişen bir bölgede yer aldığını vurgulayarak, bu fay hatlarının oluşturduğu risklerin fazla olduğunu belirtti.
Türkiye'de başka bir şehirde bu kadar yoğun ve yıkıcı fay hattı geçmediğini ifade etti. Uzman, bu durumun sadece Santorini ve çevresini değil, Türkiye’nin de Ege kıyılarındaki birçok bölgesini tehlikeye atabileceğini ve bölgedeki altyapı ile yapılar üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
Santorini çevresinde yaşanan depremlerin ardından, bölgedeki yapıların dayanıklılığına dair de endişeler arttı.Yunanistan hükümeti, olası bir büyük Deprem riskine karşı adadaki yerleşim birimlerini boşaltma planlarını hızlandırırken, Türkiye’de de benzer bir önlem alma ihtimali gündeme gelmiş durumda.Özellikle, fay hattının aktif olduğu bölgelerde yapısal iyileştirmeler ve güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği konusunda uzmanlar uyarıda bulunuyor.Bu süreçte, yerel yönetimler ve afet yönetim birimleri de halkı bilinçlendirme çalışmaları yapıyor.Deprem riskinin en fazla olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşların, afetlere karşı hazırlıklı olmaları gerektiği vurgulanıyor.Deprem gerçeğini unutmadan, tedbirli olunması gerektiği, fay hatlarının üzerinde bulunan şehirlerde yaşayan herkesin bu riskle yaşamaya alışması gerektiği anlatılıyor.Türkiye, maalesef bir deprem ülkesi olma gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Tarihimizde pek çok büyük deprem yer alıyor, bunların arasında 1999'daki Yalova Marmara depremi ve onu takip eden Düzce depremi, Elazığ ve Van'daki yıkıcı sarsıntılar da bulunuyor.Ancak, asrın felaketi olarak tanımladığımız 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri, toplumun depreme karşı duyarlılığını ne yazık ki bir kez daha artırdı.Türkiye'nin deprem gerçeği, halkın dikkatini çekse de, bu konuda alınması gereken önlemler genellikle felaket sonrası gündeme geliyor. Depremin öncesi değil, sonrası düşünülüyor. Bu durum ise sınıfta kalmamıza sebep oluyor.




