Yıldırım yazısında, gelir eşitsizliğinin arttığı dönemlerde radikal politikalara olan desteğin yükseldiğine dikkat çekerek, bu durumun politik çoğunluğa sahip kesimlerin sistemi kökten değiştirecek alternatif arayışlarına yönelmesinden kaynaklandığını ifade etti.
GELİR EŞİTSİZLİĞİ TÜRKİYE’DE ARTIYOR
Türkiye’de ekonomik dengesizliklerin, düşük gelirli kesimlerin yaşam standartlarını daha da kötüleştirirken zenginlerin servetlerini artırdığını belirten Yıldırım, Gini katsayısına göre Avrupa’da gelir eşitsizliğinde Türkiye’nin ilk sırada yer aldığına dikkat çekti. Yazıda, gelir eşitsizliğinin sosyal adalet ve toplumsal barış önündeki en büyük engellerden biri olduğu vurgulandı.Yıldırım, sağlıklı ve güvenilir veri eksikliğinin gelir eşitsizliği analizini zorlaştırdığına işaret ederek, artan enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve düşük gelirli grupların yaşam standartlarındaki düşüş gibi faktörlerin bu dengesizliği daha da derinleştirdiğini belirtti.
SERVET FARKI DERİNLEŞİYOR
Gelir dağılımı analizinde anket verilerinin yanı sıra idari kayıtlar ve vergi verilerinin kullanıldığını ifade eden Yıldırım, kayıt dışı
ekonomi ve eksik gelir beyanlarının veri güvenilirliğini zedelediğini söyledi. Özellikle 2018-2024 döneminde uygulanan negatif reel faiz politikasının, krediye erişebilen kesimlerin servetlerini artırmasına olanak sağladığını belirtti.Yıldırım, “Nominal faiz üzerinden krediye ulaşabilen kesim, yıllarca süren bu politikayla dolaylı bir gelir transferinden faydalandı ve servetlerine servet kattı” ifadelerini kullandı.
POLİTİK RİSKLER VE RADİKALLEŞME TEHLİKESİ
Gelir eşitsizliğinin etkilerini doğrusal ve tetiklenen ilişkiler üzerinden değerlendiren Yıldırım, artan eşitsizliğin toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği, demokratik kurumları baltalayabileceği ve beşeri sermaye yatırımlarını azaltabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, gelir eşitsizliğinin tetiklediği radikal politikaların, halkın sistemde köklü değişiklikler talep etmesine neden olabileceğini belirtti.Yıldırım, gelir eşitsizliğinin radikalleşme üzerindeki etkisinin kesin bir sonuç doğurmayacağını, ancak mevcut ekonomik ve politik ortamın bu riskleri artırabileceğini ifade ederek, “Gelir dağılımındaki olumsuz trend sürerse toplumsal kutuplaşma ve politik istikrarsızlık kaçınılmaz olabilir” değerlendirmesinde bulundu.