Son 2-3 yıldır Avrupa Birliği ile Türkiye arasında diplomatik, siyasi, hukuki ve özellikle savunma sanayii alanlarında dikkat çekici bir yakınlaşma süreci yaşanmaktadır. Bu yakınlaşmanın temelinde ise enerji krizi, Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu’daki gerilimler ve küresel güç dengelerindeki değişimlerin etkili olduğu görülmektedir.
Avrupa ülkeleri, özellikle Rusya tehdidi ve enerji güvenliği konusunda yaşadıkları endişeler nedeniyle Türkiye ile daha güçlü ilişkiler kurma arayışına girmiştir. Başta Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa’da söz sahibi ülkelerin Türkiye’ye yönelik son dönemdeki olumlu açıklamaları bu durumun açık bir göstergesidir.
Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız ’ın hem Ukrayna Devlet Başkanı ile hem de Rusya Devlet Başkanı ile diyalog kurabilmesi, aynı zamanda ABD ve İran ile diplomatik temaslarını sürdürebilmesi Türkiye’nin uluslararası alandaki stratejik önemini daha da artırmıştır. Avrupa Birliği açısından Türkiye’nin bu denge politikası oldukça kıymetli bir konuma gelmiştir.
Enerji koridorları açısından bakıldığında da Avrupa’nın yeni bir rota arayışı içerisinde olduğu görülmektedir. Özellikle Orta Doğu’da yaşanan krizler ve enerji arzındaki belirsizlikler sonrası Türkiye üzerinden geçecek yeni enerji hatlarının Avrupa için büyük önem taşıdığı değerlendirilmektedir. Türkiye’nin jeopolitik konumu bu noktada Avrupa açısından vazgeçilmez hale gelmektedir.
Savunma sanayiindeki gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel güç olarak artan etkisi ve NATO içerisindeki stratejik rolü de Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşımını değiştiren önemli faktörler arasında yer almaktadır. Avrupa Birliği’nin göç politikaları, güvenlik kaygıları ve ekonomik dengeleri düşünüldüğünde Türkiye ile daha kapsamlı bir iş birliğine yönelmesi şaşırtıcı değildir.
Bu çerçevede önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Türkiye–Avrupa Birliği ilişkilerinin daha da hızlanacağı kanaati oluşmaktadır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi, savunma iş birlikleri ve ekonomik entegrasyon gibi başlıklarda yeni adımların atılması muhtemeldir.
Elbette Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği konusunda hâlâ siyasi ve hukuki birçok tartışma bulunmaktadır. Ancak değişen küresel dengeler, Avrupa’nın güvenlik ihtiyaçları ve Türkiye’nin stratejik gücü dikkate alındığında, tarafların birbirine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir döneme girildiği görülmektedir.
Önümüzdeki süreçte gelişmelerin hangi yönde ilerleyeceğini hep birlikte göreceğiz. Ancak görünen o ki Türkiye, jeopolitik ve stratejik gücüyle hem Avrupa hem de küresel siyaset açısından belirleyici aktörlerden biri olmaya devam edecektir.
Selam ve hürmetle.



