Dünyamızın gündeminde her zaman hak ettiği yeri bulamasa da görmezden gelemeyeceğimiz çok önemli bir gerçek vardır. Bu gerçek, hayatımızın hemen her alanını doğrudan etkileyen iklim değişikliğidir.
Tarımdan sanayiye, ekonomiden sağlığa kadar birçok alanda insanlığı etkileyen iklim değişikliği; yalnızca bugünün değil, gelecek yüzyılların hatta belki de asırların en önemli meselelerinden biridir. Etkileri sadece belirli bölgelerde değil, tüm dünyada hissedilmektedir ve hissedilmeye devam edecektir.
İnsanlık, iklim değişikliği gerçeğini ilk kez 1980’li yılların ikinci yarısında daha yoğun şekilde duymaya başladı. Daha sonra Japonya'nın Kyoto kentinde imzalanan ve iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir dönüm noktası kabul edilen Kyoto Protokolü ile ülkeler ilk kez ortak bir mücadele zemini oluşturmaya çalıştılar.
Ancak acı olan şu ki iklim değişikliğinin en önemli nedeni yine insanoğlunun kendisidir. Özellikle sanayi devrimiyle başlayan süreç, doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı ve daha fazla üretme, daha fazla tüketme anlayışıyla birleşince bugün karşı karşıya olduğumuz tablo ortaya çıkmıştır.
Peki bundan sonra neler yapılabilir?
1. Dere yataklarında bulunan yapılaşmalar kademeli olarak kaldırılmalı ve bu alanlar yeni imara kapatılmalıdır.
2. Yerleşim alanlarında inşa edilecek tüm yapılar afetlere ve depremlere dayanıklı şekilde planlanmalı, mevcut riskli yapılar ise güçlendirilmeli veya yenilenmelidir.
3. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı iş birliği içerisinde, ilkokuldan itibaren iklim değişikliği ve çevre bilinci eğitimleri müfredata dahil edilmesi çalışmalar yapılması sağlanmalıdır.
4. Toplumun tüm kesimlerine yönelik bilinçlendirme kampanyaları, eğitim programları ve farkındalık çalışmaları hayata geçirilmelidir.
5. Özellikle eski yerleşim bölgelerindeki altyapılar; sel, taşkın ve diğer iklim kaynaklı afetlere karşı güçlendirilmeli, gerekli görülen yerlerde yeniden inşa edilmelidir.
6. Mahallelerde görev yapan muhtarlar, iklim değişikliği ve afet yönetimi konularında düzenli eğitimlerden geçirilmelidir.
7. İl ve ilçelerde görev yapan kamu personelleri, olası afet senaryolarına karşı kapsamlı eğitim ve tatbikat süreçlerine dahil edilmelidir.
Elbette bu maddeleri çoğaltmak mümkündür. Önemli olan, felaketler kapımızı çalmadan önce gerekli tedbirleri almaktır. Çünkü afetlerden sonra yapılan müdahaleler kadar, hatta onlardan daha önemli olan şey afetler yaşanmadan önce alınan önlemlerdir. Bugün atılacak doğru adımlar, yarın yaşanabilecek can ve mal kayıplarının önüne geçecektir.
Rabbim ülkemizi, milletimizi ve tüm insanlığı her türlü afet ve felaketten muhafaza eylesin.
Saygı ve hürmetlerimle.



