Tarihte öyle zirveler vardır ki dünyanın gidişatına yön verebilecek kadar önemlidir. Bunun en bariz örneği Avrupa Birliği Anayasa Tasarısı üzerine yapılan Lizbon Zirvesi'dir. 23-24 Mart 2000 tarihlerinde yapılan bu zirveden çıkan sonuçlar, Avrupa Birliği'nin gidişatına yön vermiştir. Öyle ki birlik, kendisini yeni döneme dizayn etme sürecine girmiştir.
İşte dünya yine böyle bir zirveye daha şahit olmak üzere. 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara'da yapılacak olan ve tarihe NATO'nun en kritik zirvesi olarak geçecek toplantıya ev sahipliği yapacağız.
‘’NATO Zirvesi, sadece bir diplomatik buluşma değil; küresel güvenlik mimarisinin geleceğine yön verecek kritik bir eşiktir."
NATO hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 4 Nisan 1949 yılında Belçika, Kanada, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Birleşik Krallık ve ABD tarafından imzalanan antlaşmayla kurulmuştur. İttifakın üye sayısı yıllar içerisinde 32'ye ulaşmıştır. NATO'nun yönetimi Genel Sekreter tarafından yürütülmektedir. Mevcut Genel Sekreter, eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte'dir. İttifakın savunma bütçesi 873 milyar 9 milyon Euro'dur. İttifakın kurulmasındaki en büyük etken ise dünyanın Soğuk Savaş dönemini yaşıyor olmasıdır.
Ülkemiz, ittifaka 18 Şubat 1952 yılında Başbakan Adnan Menderes döneminde girmiştir. Ülkemiz, ittifakın 13. üyesi durumundadır.
İşte böylesine bir yapıya sahip olan ittifak, tarihinin belki de en büyük, en önemli ve en kritik zirvesini yapmak üzere ülkemizde buluşacaktır.
Çünkü zirvede NATO'nun genişlemede yeni dönemdeki stratejik planlamasından ittifakın askerî ve ekonomik yapısına kadar pek çok konu konuşulacak; sadece konuşulmakla kalmayıp eyleme dönüştürülecek kararlar da alınacaktır.
İşte bu yüzden yazıma NATO'NUN ZİRVESİ dedim.
Çünkü masadaki muhtemel konulara baktığımızda ittifak ya "tamam" diyecek ya da daha güçlü bir şekilde "devam" diyecektir.
Özellikle ABD-İsrail-İran savaşında ittifak üyesi bazı ülkelerin; bunların başında İspanya, Almanya ve İtalya geliyor, çekimser kalmaları ABD yönetiminde büyük tepkilere sebep oldu. ABD kamuoyunda ittifak sorgulanmaya başladı. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerginlikler karşısında ittifaktan istediği desteğin gelmemesi, ABD açısından büyük bir hüsran olarak görüldü. İttifakın en büyük askerî gücünün istediği desteği alamaması neticesinde, haliyle ittifaktaki durumunu sorgular hâle geldi.
Bunun yanında Almanya'nın ve Fransa'nın son dönemde Çin ile artan ilişkileri de ABD açısından sakıncalı görülmektedir.
Tüm bunları üst üste koyduğumuzda, ittifakın en kritik zirvesine ülkemiz ev sahipliği yapacak. Ülkemizin başarılı diplomasisinin, ittifak içerisindeki sıkıntıların çözümüne büyük katkı sağlayacağını inanıyorum.
Tüm dünya Dünya Kupası heyecanını yaşarken, NATO da Ankara'da geleceğine dair en büyük liderler zirvelerinden birini gerçekleştirecek.
Bakalım neler olacak?
Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
Saygı ve hürmetlerimle.



