Maalesef ülke gündemi, yine yeniden CHP.
Maalesef bizler, yani CHP ile hiç alakası olmayanlar, gece, gündüz, sabah, akşam, CHP nin iç kavgalarına maruz kalıyoruz.
Sanki CHP nin Genel Başkanlık koltuğuna oturan her kimde, atomu parçalayacak, ya da daha sansasyonel bir beceri sergileyecekmiş gibi.
Arkadaşım, biz Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP yi de biliyoruz, daha unutmadık!
Kimin güdümü ve yönlendirmesi ile, sözümona siyaset yaptıklarını, daha doğrusu yapamadıklarını, hep birlikte gördük, hatıramızda.
Maalesef, gelen gideni aratır sözünü de, canlı kanlı gördük!
Tabii bugün ortaya çıkanlar, Özgür/İmamoğlu yönetiminde başlamadı.
Kılıçdaroğlu yönetiminde başladı, özellikle de İBB vurgunu.
Yani Kılıçdaroğlu , mutlak butlan ile geri dönünce, sanki ne olacaktı?
CHP sütten çıkmış ak kaşık mı olacaktı, Allah aşkına?
Ha, bir şekilde bekledik.
Şimdi, hiç olmazsa ulusalcı CHP lileri konsolide etmek içinde olsa, gerçekten de geniş tabanlı bir temizlik, bir arınma olur, CHP bir şekilde, organize suç örgütü olmaktan çıkar, yine, iyi kötü bir siyasi parti olur diye bekledik.
Ama tabii, ulusalcı kadroyu da ekarte eden Kılıçdaroğlu yönetimi idi, değil mi?
Bay Kemal çıktı, ottan mottan ne varsa özür diledi.
Şahsen asla samimi bulmadım, ama bekledim, arkadan ne gelecek acaba diye...
Bekledik de gelmedi, çünkü ağalar, koltuk kavgası ile, kim, nasıl bu işten zararsız çıkar, onun hesapları peşine düştü.
Kapalı kapılar ardında inanılmaz bir şekilde, pazarlıklar yapılıyor, kim ne olacak kalacak, ya da gidecek mi, tüm sorunları bu.
Özgür bir şekilde korsan CHP kurdu, korsan mitingler, korsan gurup toplantıları yapıyor, Anıtkabir’de, tamamen rezil bir korsan protokol ile, iyiden iyiye çukurlaşuyor.
Bay Kemal ise, ne yapsam ne etsem de şu işi, kazasız belasız bitirsem, ne şiş yansın ne kebap peşinde...
Arınma?
Temizlik?
Hak getire.
Halbuki, imzalaması gereken ilk belgeler, gırtlaklarına kadar yolsuzluğa, rüşvete, İrtikap a, ahlaksızlıklara batmış, batanları savunmuş olan isimleri, kesin ihraç etme belgeleri olmalı idi.
Ama, bugün, bu saate kadar, öyle bir adım bile atılmadı.
Tam tersi, bu konular bile pazarlık malzemesi yapıldı!
Bay Kemal, hiç şüphen olmasın, seçmen senden bunun hesabını sorar, fitil fitil burnundan da getirir!
***
Gelelim diğer konuya...
Yani FETÖ konusuna!
Onun içinde özür dileyen Bay Kemal, asla ve kat’a samimi olamaz, ciddi hiç olamaz!
Olamaz çünkü cam balkonda oturan kimse, asla taş atmamalı.
Yani kendi mazin bu konuda sabıkalı ise, FETÖCÜ konusunu dile getirirsen, karşı taraf da, sana karşı elleri boş durmaz, durmuyor da...
Mahmut Tanal, daha dün, “Bizi STV, Zaman ve Bank Asyanın önüne gönderen Kılıçdaroğlu değil miydi?” diye ilk salvoyu gönderdi bile.
İstediğin kadar beyaz gömlek giy...
Hasmın o beyazlığı görmez, ama üstünde tek bir nokta leke var ise, onu görür ve seni rezil etmek için de kullanır!
Yani dün birlikte yediğiniz hurmalar, ayrı olunca da, ayrı ayrı tırmalar.
Bunu da buraya bırakalım.
Zaten şahsen ben büyük bir atraksiyon beklemiyordum, şimdi ise, herkesin merak ettiği, yeni bir partinin ne zaman kurulacağı.
Bakın kurulacağı değil, ne zaman kurulacağı.
Ha, o parti, sabık Genel Başkan, malum Manisa MV ile kurulur mu, veya yanındaki Dalton kardeşler ile kurulur mu?
İşte o büyük bir muamma, çünkü haklarında çok ağır suçlamalar var, fezlekeleri hazır, ve karşı karşıya kaldıkları şahitler, deliller karşısında şimdiden ezilmekter, zaten bu kadar çırpınışları da o yüzden.
Yani Silivri yakında bir kaç tanınmış isimlere de ev sahipliği yağar mı?
Bence yapar!
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam



