Dünyamız, son yüzyılın en çalkantılı dönemlerinden birini yaşamaktadır. Bu sürecin nasıl sonuçlanacağına dair ise net bir öngörü ortaya koymak oldukça güçtür. Küresel ölçekte hâkim olan bu belirsizlik; enerji, gıda ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak enflasyon yükselmekte, alım gücü düşmekte ve yaşam şartları her geçen gün zorlaşmaktadır.
Özellikle enerji krizinin derinleşmesi, birçok ülkede yeni ekonomik krizlerin yaşanma ihtimalini artırmaktadır. Tarihsel süreçlere bakıldığında, uzun süren belirsizliklerin çoğu zaman kaosla sonuçlandığı görülmektedir. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz dönemin de benzer riskler barındırdığı açıktır.
2008 yılından bu yana küresel sistemde artan kırılganlıklar dikkat çekmektedir. Son dönemde yaşanan Gazze’deki insanlık dramı, Ukrayna-Rusya savaşı ve Orta Doğu’da artan gerilimler, bu belirsizlik ortamının somut yansımalarıdır. Bu gelişmeler, dünya genelinde yeni bir düzen arayışının da işareti olarak değerlendirilebilir.
Belirsizliğin devam etmesi, yeni çatışma alanlarının ortaya çıkmasına ve buna bağlı olarak göç hareketlerinin artmasına zemin hazırlayacaktır. Kısacası, dünya bu belirsizlik ortamından çıkamadığı sürece, daha büyük sosyal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalma ihtimali oldukça yüksektir.
Bu çerçevede yapılması gereken en önemli şey, küresel ölçekte istikrarı sağlayacak adımların bir an önce atılmasıdır. Aksi takdirde, insanlığı daha zorlu bir geleceğin beklediği açıktır.
Belirsizliğin en kısa sürede sona ermesi temennisiyle…
Saygı ve hürmetle



