Dünya, siyasi, ekonomik ve askeri açıdan ciddi kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçiyor. Böylesine kritik bir süreçte Ankara, tarihi bir zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bu zirvenin, öncesiyle ve sonrasıyla uzun yıllar konuşulacağı şimdiden belli.
Bu zirvenin en önemli üç başlığı olacağını düşünüyorum:
1. İttifakın siyasi değişimine yön verecek önemli kararların alınması açısından siyasi sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.
2. İttifakın ekonomik anlamda kendisini daha da güçlendirecek önemli kararlar alacağını düşünüyorum.
3. Özellikle Batı ve Kuzey Avrupa'da, Rusya'ya karşı alınacak yeni askeri tedbirlerin masaya yatırılacağını tahmin ediyorum.
Özellikle bu üç başlık, ittifak açısından hayati öneme sahiptir. Bu çerçevede ittifakın güvenlik, askeri ve stratejik alanlarda önemli değişikliklere gitmesi, yeni stratejik aklıyla önümüzdeki yüzyıla kendisini hazırlamaya yönelik adımlar atması beklenmektedir.
Tüm bu kararların Ankara'da yapılacak zirvede ele alınacak olması, aslında ülkemizin ittifak içerisindeki gücünün en önemli göstergelerinden biridir.
Özellikle son yıllarda savunma sanayisinde atılan adımlar sayesinde savaş kavramını değiştiren ülkelerden biri olarak tarihe geçeceğimize inanıyorum.
Bunun yanında, her geçen gün artan diplomasi gücümüzle birlikte dünyada kendisine rota çizilen değil, kendi rotasını kendisi belirleyen bir devlet konumuna geldiğimiz, bu zirveyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yapılacak zirvede alınacak kararların merkezinde ülkemizin yer alacak olması, bugüne kadar atılan adımların ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Ülkemizin sadece bölgesel bir güç değil, aynı zamanda küresel bir güç olduğunun en belirgin ve en somut göstergelerinden biri de budur.
Bu bakımdan ülkemizde yapılacak NATO Liderler Zirvesi'nde alınacak kararlar, yalnızca belirli bir bölgeyi değil, tüm dünyanın gidişatını etkileyecek nitelikte olacaktır.
Özellikle Avrupa'nın artan Rusya tehdidi karşısında, Rusya ile doğrudan temas kurabilen ve siyasi ile askeri iş birliği konusunda önemli bir sorun yaşamayan sayılı ülkelerden biri olan ülkemizin bu gücünden istifade etmek istediği görülmektedir. Bu bağlamda Avrupalı siyasetçilerin ülkemize yönelik açıklamalarına baktığımızda, Rus tehdidinin oluşturduğu riskleri azaltmanın en önemli yollarından birinin Türkiye ile güçlü bir iş birliği geliştirmek olduğu daha net anlaşılmaktadır.
Ancak Avrupa, ülkemizi kendisini Rus tehdidine karşı önemli bir güvenlik ortağı olarak görüyorsa, başta Fransa olmak üzere bazı ülkelerin Güney Kıbrıs ile yürüttükleri siyasi, askeri ve ekonomik iş birliklerini de yeniden gözden geçirmeleri gerektiği kanaatindeyim.
Avrupa ülkeleri artık şunu açık bir şekilde bilmelidir ki; olası Rus tehdidine karşı en önemli stratejik ortaklardan biri Türkiye'dir.
İşte tüm bunları üst üste koyduğumuzda, yeni dönemin en önemli başkentlerinden birinin Ankara olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Saygı ve hürmetlerimle.



