Malum, İBB ile alakalı, halk arasında İmamoğlu suç örgütü olarak bilinen yapı hakkında, onlarca itirafçı, yüzlerce şahit, yüzlerce saat görüntüler, ses kayıtları, onbinlerce sayfalık ifadeler, bir o kadar da a belgeler, HTS bilgileri, MASAK raporları, dijital materyaller seğerlendirildi.
Artık sona beş var.
Yani İddianamenin mahkemeye sunulmasına son raddeye gelindi.
Suçlamalar çok ciddi.
İrtikap, rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, alenen hırsızlık, dolandırıcılık, tehdit, şantaj, ve nihayetinde de casusluk!
İddianamenin tam olarak kaç sayfa olacağı, üç aşağı beş yukarı belli olsa da, tam olarak net bir bilgi yok.
Sadece okunmasının bile haftalarca süreceği aşikar.
Peki, suçlanan taraf/lar ve savunucularında, bu çok ciddi, ve her birinin bile on yıllarca hapis ile cezalandırılması karşısında verdikleri tepki nedir?
Somut belgeler, deliller ile suçlamaları çürütmeye yönelik bir hamleleri var mı?
Yok!!!
Peki ya ne var?
Popülizm, propaganda, slogan, ucuz şovmenlik, boş, sahte kabadayılık, hatta absürt, hayal ürünü zırvalamalar.
Mesela, “bir sonraki Cumhurbaşkanına darbe yapıldı”!
Sadece bu cümle bile kendi içinde tezat, saçma, hatta komik, ama mutlak bir şekilde hiçbir şekilde ciddiye alınacak bir cümle değil.
Ama işte müsait bir kitle olunca, bu saçmalığı bile yalayıp yutturursunuz.
“Bize kumpas kuruldu/kuruyorlar!”
Tam bir saçmalık.
Şikayet eden CHP li, suçlanan CHP li, itirafçılar CHP li, ama suçlu AK Partisi, öyle mi?
Buna en hafif tabiriyle şizofreni derler!
Ama, tabii bu rezilliği yatanlar var işte.
Aslında olan ne?
CHP içinde ciddi bir saray entrikaları ve ganimeti paylaşamama kavgaları.
Karşılıklı restleşme, olan bu.
Tüm bu rezilliklerin içinde boğulan bir CHP yönetimi, pis kokular ortaya çıkmasın diye, ellerinde oda spreyi, il il geziyor, hop hop zıplıyorlar.
Dediğim gibi, hiçbir suçlamayı çürütmeye yönelik en ufak bir çabaları yok!
Hiçbir belge, kanıt yok.
Slogan siyaseti, namı diğer Popülizm, hepsi topu bu.
Çünkü en kolay yolu bu.
Mağdur edebiyatı gütmek, boş boş konuşma yapmak, bantlamara, jammerlere bile, beyin yakan, saçmalıklar ile cevap vermek.
Zaten ellerinde herhangi bir savunma materyalleri de yok, çünkü daha öncede yazdığım gibi, İddianame su geçirmez!
Bunun karşısında yapılabilecek Aslında tek savunma, suçlamaları – tümü ile – itiraf edip, devletin ve adaletin şefkatine sığınmaktır, nedamet getirip, samimi göstermektir.
Ama tabii İmamoğlunda böyle bir erdem asla bulunmaz.
Bay kibir, soruları muhatap almayan, olayları ne hikmetse hatırlamayan bir tutum sergileyip, mahkeme salonunda, tamamen ciddiyetten uzak, ukalalık ile şovlar yapıp, şiirler okuyor.
Maksadı, kendini çakma Ghandi, çakma Mandela gibi siyasi fikirleri yüzünden zulüm görüyor gibi göstermek.
Fakat, bu ucuz numaraları, kendi ce epeyce dar tarargillerinden başka kimse yemiyor.
Halen İnternette, “masumiyet karinesi” diye ahkam kesenler, ki bu da oldukça komik, çünkü onlarca itirafçıların karşısında, hangi masumiyet karinesini öne sürüyorlar, muamma, işte onlar, bu iddianamenin arkasından ne yapacaklar?
Havaya bakıp ıslık çalarak uzaklaşacaklar.
Dedik ya, sona beş kaldı...
Bir diğer yazımızd buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam


