Nasıl bir zaman diliminine denk geldik Ya Rabbi!
Ahlak dışı olan ne var, ne yoksa mübah kabul ediliyor, hatta canhıraş savunuluyor.
Peki ne uğruna?
İdeolojik körlük uğruna!
• Hırsızlık
• İhaleye fesat karıştırma
• İrtikap
• Rüşvet
• Zimmete mal, para geçirmek
• Şantaj
• Yolsuzluk
Sonunda ise;
• Seks partileri.
• Kadın ticareti
• Uyuşturucu kullanımı
• Sapkınlık
• Galiz küfürbazlık
• Sübyancılık!
Ayıp denen bir şey var, ama yok.
Ahlak denen bir şey var, ama yok.
İşin ilginç tarafı, bu işlerin tümü, bir siyasi partinin bünyesinde vücut bulmuş.
Geçmişten sabık oldukları,
• Terör ve terörist seviciliği
• PKK yandaşlığı
• Siyasi Alevilik
• Vatana ihanet (teni dönemde ayyuka çıktı)
• İslam düşmanlığı
• Türkiye düşmanlığı
• Batı uşaklığı
Havada asılı duruyor!
Yahu bir siyasi partinin Genel Başkanı, iddialara göre, kafayı çekerken, eline telefonu alıp, bir Belediye Başkanını onlarca kez görüntülü arama ile taciz edebilir mi?
Hırsını ve hızını alamayıp, ağıza alınmayacak küfürler edebilir mi?
Hadi etti, tabanı bunu nasıl makul görür?
“Yaptıysa iyi yaptı”, “Hakketmiştir” gibi laflar ile nasıl savunur?
Bunu da geçtim, kendi seviye yoksunluğu diyelim.
Peki, 40 yaşında bir adam (lafın gelişi), bir ilçe belediye başkanı, nasıl olurda, 16 yaşında bir kuz çocuğuna gayri ahlaki, gayri meşru, zira evli barklı, mesajlar atar?
Hadi boyundan posundan utanmadın, rezil adam, kendi ailenden, çoluğun çocuğundan da mı utanmadın?
Hadi herif ahlaksızın teki...
Ulan adliye önüne gelip, “dik dur eğilme” sloganları ile bu iğrençliği savunmak neyin nesi ola ki?
Hatta Can Ataklı gibi biri “yetişkinler arasında olur böyle şeyler” diyebilmesine ne denir ki?
Ben deyivereyim o vakit...
Sizin 16 yaşında kızlarınıza, torunlarınıza 40 küsür yaşında bir dallama asılsa, düşünceniz, refleksiniz ne olur acaba?
“Dik dur” mu derdiniz???
Kimse kusura bakmasın, ancak bu kadar körü körüne savunmaya, ancak beyinsizlik denir.
Bu kadar ahlaksızlığa, namussuzluğa çanak tutmak, arka çıkmak, düpedüz ahlaksızlığın ta kendisi, ruhen çökmüşlük, çukurlaşmışlıktır.
Bir siyasi parti uğruna, ideolojinin uğruna, bunlara göz yumulmaz, yumulamaz.
Siyaset, toplumu yönetme sanatıdır, bir siyasi parti de, toplumu yönetmeye namzettir.
Ancak toplum, meyhane jargonu ile, sahte kabadayı nidaları ile yönetilmez.
Toplum, popülizm ile, boş sloganlar ile de yönetilmez.
Bir belediye alır almaz, her metrekaresi beş Poster, heykel yapmakla da yönetilmez.
Sonucunu tüm CHP li belediyelerde maalesef acı acı tecrübe ediyoruz, hüsran, batış!
Toplumu yönetmek için, ilk önce bir master plan gerekir, bir altyapı gerekir.
İşi bilmez, konu ile uzaktan yakından alakası olmayan, eş, dost, akraba, ahbap çavuşu kadroya alarak, saldım çayıra mevlam kayıra mantığı ile, işte böyle, sizden önceki yönetimlerin yaptıklarının bir müddet kaymağını yersiniz, sonra deniz biter, sap gibi ortada kalırsınız.
Aklı olanlar da, birer, ikişer topuklar.
Ben şahse bu ddevirden nefret ettim.
Etimle, kemiğimle nefret ettim!
Daha bu Yahudi sapık Epstein in Türkiye dosyaları açılması bile.
O dosyalar yok mu?
Var, hem de neler var neler.
Kimin eli kimin cebinde, kim bunların adalarında sefa sürdü, kim buralara bir şeyler sağladı, aktardı?
Kim bunlar ile beraber olup, bu millete ihanet etti, cebindeki paraları aldı, kim bu esnada servetine servet kattı...
Daha neler, neler.
Şu kadarını söyleyeyim, Sayın Akın Gürlek in Adalet Bakanı olması da tesadüf değil, Sayın Çitfçi nin İçişleri Bakanı olması da asla tesadüf değil.
Beni bilenler bilir, Seçimlerin ardından Sayı Hakan Fidan ı Dışişleri Bakanı olarak ggördüğümde, attığım ilk twit “Savaş kabinesi” olmuştu.
Buna Sayın İbrahim Kalın ın MİT Başkanı olduğunda daha da güçlenmişti, ancak bu iki son atama ile, tamamen perçinleşti.
Hem uluslararası, yurtdışı ve yurt içinde, bu saatten sonra, çok daha sert rüzgarlar esecektir.
Sayın Fidan, verdiği son söyleşide bunun ipuçlarını zaten verdi.
Şunu söylemek gayet mümkün:
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam


