Eski Yunanca ve Latinceden gelen bu sözcük, bir iktidarın/yönetimin, rüşvet, hırsızlık, İrtikap, yolsuzluklar ile boğuldunu tarif etmek için kullanılır.
Düne kadar dünyanın en büyük, en cani kleptrokatı, Adolf Hitler in ikinci adamı Hermann Göhring idi.
Göhring, bir şekilde kapağı Hitlerin yanına attıktan sonra, özellikle de Almanya yı terk eden/etmek zorunda kalan, zengin Yahudi ailelerin el konulan servetleri, menkul ve gayrimenkulleri üzerinden, inanılmaz bir servet çalmış ve müsrif, gerçeklerden kopuk, kendi hayal dünyasında yaşayan bir kişi idi.
Nazi Almamyasının istila ettiği ülkelerden çaldığı/çaldırdığı eşi benzeri olmayan sanat eserleri de cabası.
Göhring, kendini aristokrat olarak gören, ama Soylu bir aileden olmayan, elit olma hevesi her şeyin üstünde olan, narsist kişi bozukluğu olan bir ruh hastası ve uyuşturucu müptezeli idi.
Meşhur Nürnberg mahkemelerinde bile, bir gram pişmanlık duymayan, her şeyi kendinden makul gören, mahkeme heyetini muhatap almayan, sorulara cevap vermeyen, bunun terine ideolojik konuşmalar yapacak kadar kibirli bir insandı.
Sonu ise, idamı beklemeden zehir içerek ölmek oldu.
Günümüzde ise, bunun neredeyse tıpatıp bir benzeri var!
Belki çoktan çözümlemişsinizdir...
Ekrem.
Aradaki fark, Ekremin sanat/sepetle pek alakası yok, ve çaldıkları iddia edilen miktar, Göhringi bile solda sıfır bırakır.
Göhring, koskoca Alman ordusunu, GESTAPO yu, hırsızlıkları için kullanırken, ve tabii İktidarı, Ekrem sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, onu solda sıfır bırakmayı başardı!
Göhring gibi, Eko da, her şeyi kendinden menkul biliyor.
Ne emniyetteki sorgulara, ne Savcı sorgusunda ve nihayetinde Mahkemelerde, hiçbir soruya cevap vermiyor, muhatap almıyor, zerre pişmanlık, nedamet göstermiyor, tam tersine, ideolojik şovlar yapıyor, tehditler savuruyor.
Narsizim in en parlak örneğinini sergiliyor.
Gerçekler ile bağını kopartmış, kendi hayal dünyasında yaşıyor.
Mesela, çömleği kırık bir Belediye başkanı değil, Türkiye nin Preziden, Prezidenti olarak görüyor kendini.
Ya da İstanbul’u bir devlet, kendini de devlet başkanı!
Her fırsatta “seçilmiş” olduğunu vurgulayarak, sanki bunun kendine bir layusellik kazandırdığını farz ediyor.
Sanırım, yaptığı her şeyin, kendine ilahi bir hak olduğuna inanacak kadar da kendini kaybetmiş bir zavallı.
Üstüne isnat edilen suçların ağırlığının farkında mı, onu da bilmiyorum.
Birileri bunu, “Sen Cumhurbaşkanının” diye iyice dolduruşa getirmiş, bu da buna inanmış.
Çağımızın Göhringinin sonu, umarım gerçeği gibi hazin olmaz, zira ruh halinin pek iyi olmadığı, duvarları yumrukladığı, bunun için revire kaldırıldığı söylentileri ortalıkta kol geziyor.
Yani eşinin dediği gibi, oturup hükümet programları, aşk şiirleri yazdığını, ben pek inandırıcı bulamıyorum.
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam


