On yedi yıl önceydi...
Sayın Erdoğan, Davos zirvesinde bir ONE MİNUTE çıkışı yaptı ve “Benim için Davos bitmiştir, daha da Davos a gelmem” diyerek, toplantıyı da, Davos'u da terk etti.
2009 dan bu tana da, sözünü yemedi, asla bir daha gitmedi!
O gitmedi de, Davos zirvesi 2011 de İstanbul’a geldi!
Tarihinde ilk ve son kez, Davos ekonomik zirvesi İstanbul’a geldi.
Bunu, asla, ne daha önce, ne de sonra, hiçbir siyasi lider, iş insanı vs başaramadı, hatta talep bile etmedi.
Sadece bu olay için, ben şahsen Sayın Erdoğanın önünde ceketimi ilikler, esas duruşa geçer, elini öperim!
Nokta!
Peki, bu on yedi içinde Davos ne oldu?
Eskiden Davos zirvesine haftalar kala, tüm TV ler, açık oturumlar, Davos aşağı, Davos yukarı programlar yaparlar, dünyanın geleceği burada brlirlenecek , ama biz davetli değiliz gibi, saçma sapan şeyler söylerler, Batıya hayranlıklarını ve bağlılıklarını, tekrar tekrar beyan ederlerdi.
Peki ya bugün?
Çok çok haber bültenlerinde bir kaç dakikalık bir konu, o kadar.
Çünkü çok şey değişti, aslında her şey değişti.
Fazla değil, Pandemi sürecinde, Sosyal medyadaki sohbet odalarında, bugünleri ve olacakları anlattığımda, bazı aklı evveller, “hadi canım, koca AB, Almanya çökecek, bize savunmada muhtaç olacak, öyle mi?” diye karşı çıkıyorlardı.
Bugün hiçbiri ortada yok.
Bugün Davos da olup bitenleri izliyorum da, vah vah diyorum, bak sen koskoca AB ye, rezil, rüsva, perperişan dolaşıyor, hepsi Trump a boyun eğmiş, boyunlarını kaldırmaya mecalleri yok.
Böyle olur işte.
İkinci dünya savaşı sonrası, soğuk savaş esnasında, sen kalkıp da yüzbinlerce ABD askerini Avrupa’da konuşlandırırsan, kendi güvenliğini buna bağlarsan, sırtını kardan dağa yaslarsan, gün olur, güneş yakar, kar erir, sırtın boşta kalır, sen de dımdızlak ortada kalırsın.
Peki Türkiye ne durumda?
Türkiye yi Davos da Sayın Fidan temsil ediyor, ediyor ve tüm Avrupalı liderlerden fazla itibar görüyor.
Çünkü Kadim Türk Devleti, bugünleri çok öncelerden gördü.
Bir değil, çok katmanlı ve daha çok alternatifli siyasetler üretti, çok öncelerden, 1950 lere dayanan, Mahmud Zahid Kotku Hz. Dayanan ), hatta çok daha eskilere dayanan, Sultan 2. Abdulhamid Han Hz. Dayanan planlar yürürlüğe girdi, tatbik edildi, edilmeye de devam ediyor!
Çünkü bu dünyada plan yapabilenler sadece Siyonistler değil!
Esasen İsviçrenin Basel şehrinde yaptıkları ilk Siyonist dünya kongresi, ve alınan kararlar, Derin ve Kadim Türk Devletini, karşı hamleler yapmaya teşvik etti.
Bugüne kadar bu planlar tıkır tıkır işliyor!
Sayın Erdoğan bu kabineyi açıkladığı zaman, boşuna “Savaş kabinesi” diye paylaşım yapmamıştım.
Hemen belirteyim, daha işin başındayız!
Buna rağmen, şu anda, dünya siyasetinde, Türkiye siz hiçbir şey yürümez hale geldi, çok yakın bir zamanda ise, Türkiye den onay almadan, hiçbir şeyin yürümeyeceği bir hale gelecek.
Suriye sadece bir başlangıç!
Suriye de öyle bir operasyon yapıldı ki, dünya gıkını çıkartamadan bir oldu, bitti ile karşı karşıya kaldı.
Türkiye dahil, değişik gündemler ile uğraşırken, mesela CHP halen ve de beyhude bir şekilde bir çeteyi ve liderini savunmak zorunda bırakılmışken, Genel Başkanlarının bile, kendi deyimiyle “30 yıl yatarım var” kabusu, Damoklesin kılıcı gibi başının üstünde sallanırken, Türkiye, daha önceden, hatta çok daha önceden ve en ince detayına kadar planladığı operasyonu devreye soktu ve YPG denilen terörist çetesi, 48 saat içinde çöp oldu.
Başta, bugünleri öngörüp, kendi savunma sanayiini dünyanın ilk sıralarına getiren bir lider ve riayet ettiği planlar, Türkiye yi, bugün, ABD nin vasalı haline gelen AB ülkeleri ile aynı kefede olmaktan uzak tuttu!
Bakın çok net söylüyorum, bu ülkede de, hiçbir şey göründüğü gibi değildir, tesadüf asla değildir!
Sayın Erdoğanın damarları da tesadüf değildir, Sayın Fidan, Sayın Kalın da değildir.
Kadim Türk Devleti, bugünleri öngörüp, yıllar önce yetişen cevherleri bir araya getirdiği gibi, yarın olup bilecekleri de çoktan ayarlamıştır.
Hatta Rahmetli Özdemir Bayraktar ile eşinin de evlenmesi, asla tesadüf değildir!
Türkiye bugün İHA sektöründe dünya lideri ise, Piaggio Aerospace gibi bir dünya devini satın slabilecek, Leonardo gibi bir şirketin yarı yarıya ortağı olabilecek güçte ise, emin olun bunların temelleri de 50 li yıllarda atılmıştır.
Elbette bu dava uğruna çok cefalar çekildi, içimizden çok hain çıktı, çok satılmış çıktı, çıkacaktır da, 12 milyonluk bir Siyasi Partinin içinde, herkes de sütten çıkmış ak kaşık değil ya.
Hatta bugünlere gelinilmesinde büyük katkısı olan, ömrünü bu davaya adayan, uğruna cefalar çeken insanın öz oğlu bile ihanet içinde olabilir.
Ancak hiçbiri bu davayı güçsüz bırakmaz, aksine safları sıklaştırır.
Neticede, çok, ama çok yakı bir gelecekte, Türkiye’yi çok daha güçlü, ekonomik kkırılganlıkları yok olmuş, parası, pasaportu dünyanın her yerinde itibar sahibi olan bir ülke olarak göreceğiz.
Ancak, biraz daha, az daha sabır.
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam



