Sevgili okurlarım , Bursa o kadar büyük ki yapılan hizmetler denizde köpük misali kalıyor.. Her bir projeyi , her bir mega gelişmeyi ayrı ayrı değerlendirir ve kamuoyu ilgi görürse ancak dikkat çekiyor. Yerel seçimi başarıyla kazanan sayın Mustafa Bozbey için Bursa halkı başkan ne yaptı diye soruyor doğal olarak. Başkan Bozbey 9 ay da ne yaptı mümkün mertebe en önemli detayları ile birkaç yazı dizisi halinde aktarıyorum ve fakat bana göre ne trafik , ne yol, ne de başka bir yatırım asıl sorun..
Bursa’nın en büyük ve en acil eylem planı dahilinde halledilmesi gereken kuraklığa karşı mücadele, hava kirliliğine karşı mücadele ve acil eylem planı ile Bursa’nın suyunu Bursalılara kazandırmaktır.
Trafik sorunu her şartta halledilir , göç her şartta halledilir, şehir planı emek verilirse yeniden şekillenir ancak kirlenen toprağı, oluşan susuzluğu, kuraklaşan toprağı, her gün biraz daha yok olan çiftçiyi bir daha telafi etmemiz mümkün değildir ancak bir takım önlemler alınırsa sorunlar minimuma inebilir.
Sayın Bozbey’e kentsel dönüşüm ve önceki yönetimlerin veya bakanlığın artık sorumlusu her kimse..- Uludağ ‘da 10’larca su fabrikası bulunan ve Bursa gibi bir kentte susuzluğu tartıştığımız komikliğine dikkat çekerek sayın Bozbey ‘e sorular sordum. Amacım bir farkındalığı ortaya koymak ve acil önlemler alınarak, radikal adımların atılmasını sağlamaktı. Bu doğrultuda basın toplantısındaki salonu kısa bir şoka sokarak o malum soruyu sordum. Birazdan ona geleceğim ama en az bu konu kadar çok önemli bir sorun var!
MUSTAFA BOZBEY O FABRİKAYA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 9 aylık görev süresi boyunca yaptığı çalışmalara bakarsak epey yol kaydedildi ve sayın Bozbey ilk güne geldiğinden ilk iki ay da ancak Bursa’nın bilinmeyen sorunlarını ele almakta adaptasyon sağlandı. Ve bu zaman zarfında ekip kuruldu.. O iki ayı çıkarırsak bence 9 ay değil, 7 ay da ne yaptı şeklinde sormak ve bu dar zamanda neler yapıldı, projenin ne kadarı bitirildi bu çerçeveden değerlendirmek gerekir.
Hepsine sıra ile geleceğiz ama önceliğimiz hava ve toprak kirliliği..
Sevgili Bursalılar, düzensiz ve plansız sanayi sonucunda oluşan mağduriyetler artık katlanılamaz bir duruma geldi. Bu fabrikaların kimyasal atıkları sebebiyle toprağın kirlendiğini ve bu vesile ile yetiştirilen mahsülün yaprağından meyvesine kadar zehir içerdiğini biliyor muydunuz?
Bunu örnek olarak Samanlı Mahallesi’n de yetişen deveci armudu ve şeftalisi üzerinden değerlendirmiştim ancak yeni bir konu var ki , ‘biz nasıl bir ülke de yaşıyoruz, hiç mi sağlıklı ürün tüketemeyeceğiz’ dedirtecek skandallarla dolu.
Orhaneli Termik Santrali skandalı!
Orhaneli Termik Santrali kimyasal atıkları sebebiyle bölgede yetişen tüm ürünler zehirli meyve veriyor. Hem de yaprağına kadar yüksek oranda zehir çıkmış. Üstelik sayın Bozbey’in girişimi ile bu ilgili laboratuvar çalışması sonucunda ispatlanmış. Ve Bursa Çevre şehircilik İl Müdürlüğü yine uykuya dalmış, il müdürü değişmesine rağmen bu konuda inisiyatif almamaya devam ediyormuş. Bak sen şu işe..! Yeni gelen müdür de diğerleri gibi kulağının üzerine mi yatıyor bilinmez ama Bursa’m için yine kalem oynatır, yine görevini yapmayanlara karşı gerekirse mücadele etmeye devam ederiz..
Sevgili okurlarım, Orhaneli Termik Santrali mühürlenmesine rağmen faaliyetlerine devam ediyor ve Bursa Büyükşehir Belediyesi termik santrali konusunda resmi mercilere suç duyurusunda bulunuyor ve Bursa Çevre Şehircilik İklim Değişikliği’ni göreve davet ediyor ancak bir gelişme kayda alınamıyor.
Sevgili okurlarım bilirler, yıllardır Bursa Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün görevini yapmamasını, rüşvet skandallarına değinerek kurumda değişiklik yapılmasında vesile olduk ancak anlaşılan yeni çiçeği burnunda gelen müdürde bu konuda bir şey yapmıyor ya da yapacak ağırdan alıyor. Anlaşılan iş yine başa düşüyor. Yani hepimize düşüyor.
İyi niyetle düşünmek isterdim ama Bursa’nın kaybedecek zamanı kalmadı.
ULUDAĞ İÇİN RADİKAL KARARLAR ALMANIN ZAMANI GELDİ
Mustafa Bozbey’ e iki soru sordum.
Birinde kentsel dönüşümün Bursa ovasında yapılacağını ve bu projenin çevre yolunun altı (Samanlı, Millet-villa) bölümünü kapsayıp kapsamadığını ikinci sorum ise (dikkat!), Uludağ’da su firmalarının tekelleşmesi olmasaydı biz bugün Bursa’da 42 günlük suyumuz kalmadığını konuşur olur muyduk oldu.
Elbette Bursa’da susuzluğu konuşmazdık çünkü maalesef önceki yönetimler yanılmıyorsam sayısı 10 kadar firmaya suyumuzu verdi. Eğer bu verilen sular barajlarımızdan çekilmeseydi yeniden çeşmelerimize mis gibi mineral dolu suyumuz yine verilseydi biz bugün Uludağ’da su sıkıntısını asla konuşmuyor olacaktık. Şuan bu 10 adet firmanın yarısının işletmesi iptal edilse yine su sorunumuz olmayacak sevgili okurlar.
Tabi çevreye , Bursa’mıza karşı hassasiyetle yaklaştığına inandığım Mustafa Bozbey bu sorunun da farkında.
Sayın Bozbey ise sorularıma şöyle cevap verdi;
“42 günlük Oradaki yapılaşma (fabrika, konteynır ve benzeri) kapasitesinin artmasını asla istemiyoruz. Neden istemiyoruz? Çünkü; biz biliyoruz ki oradaki su kaynaklarımızın kirleneceği için. Ondan dolayı bu yapılaşma grafiğini takip ettiğimizi tekrar öğretmek istiyorum. İklim değişikliği tüm dünyanın sorunu bizim de sorumuz. 2010 yılında İstanbul'da bir toplantıda uluslararası bir bilim insanı bir fotoğraf göstermişti. Hala o fotoğraf gözlerimin önünde. Paylaşmıştım sizlere de. Orada Türkiye 2040 yıllarında, kimi iller çölleşecek diyoruz. Bir tek, bir de Trakya kısmında bir küçük yeşil bank, bir de Karadeniz kısmında küçük bir yeşil bank var. Gerisi tamamen tamamen çölleşecek demiştim. Şimdi 2024 yılındayız. Bu 14 senede biz iklim değişikliğiyle ilgili ne yaptık? Hepimiz birbirimize sormamız lazım. Yerel yönetimler ne yaptı? Genel yönetim, hükümet bu konuda ne yaptı? Hangi çalışmaları yaptı? Hangi hazırlıkları yaptı? Bunu söyleyen bilim insanı. Bakın bunu yani Amerika'yı tekrar keşfetmenin anlamı yok, bilim insanları bunları biliyorlar zaten. Neden biliyorlar? Çünkü biz gaz salgınlarını ölçtürüyoruz. Ne kadar karbon salgınımızda var biliyoruz. Bunların karşılığında havayı ne kadar kirlettiğimizi, iklimi ne kadar değiştirdiğimizde farkındayız.
Önlemler almamız lazım. Örneğin, bunlardan bir tanesi çok fazla elbise almayacağız arkadaşlar. Yani giyinmeyelim değil ama eski ile de idare etmeyi bulacağız. Yani karbon ayak izimizi her birimiz azaltmak zorundayız. Onun için çevre bilincini almamız, çocuklarımıza da eğitimle aktarmamız gerekiyor. Bunu sağlamak zorundayız. Aksi takdirde çevreyi maalesef koruyamayacağız ve iklim değişikliği karşısında da yenik düşeceğiz. Onun için hazırlıklı olmak zorundayız. Yeşil taraflarımızı korumak zorundayız ve dönüştürülebilecek ne varsa bunları dönüştürmemiz gerekiyor. Evlerimizde katı atıklarla ilgili toplama projelerine geri dönüşüm projelerine uymamız gerekiyor…”
Böyle cevap verdi sayın başkan..
Bozbey çok önemli konulara değindi ve fakat bu su fabrikaları konusuna detaylı değinmedi, çünkü bu konu ile ilgili ortada çalışma yok, uzlaşma yok belediyeler uhdesinde tek başlarına da verebilecekleri bir karar değil. Öncelikle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlı’nın inisiyatif alarak kuraklığa karşı radikal kararlar alması gerekiyor ve fakat ülkenin sorunu o kadar fazla ki geri dönüşüm projelerinden başka bir önlem, sanayide doğru konum, hava kirliliğine karşı radikal önlemler aldığını göremiyoruz.
Bu yüzden İklim Değişikliği Bakanlığı ayrıca kurulmalı, Çevre şehircilik kurumundan hemen ayrılmalıdır.
Selam ve dua ile ..


