Bazen bir mektup gelir…
Sadece satırlardan ibaret değildir.
Bir iddia, bir isyan, bir meydan okuma taşır.
Bu kez o mektup, Bursa’daki yolsuzluk soruşturmalarının en tartışmalı isimlerinden biri olan iş insanı ve itirafçı Emin Adanur’dan geldi.
Ve doğrudan bana, Pınar Aydın’a yazılmıştı.
Cezaevinden gönderdiği bu mektupta Adanur, yalnızca kendini savunmuyor; aynı zamanda yürüyen yargı sürecine, siyasete ve hatta medyaya yönelik çok sert ifadeler kullanıyor.
En dikkat çekici vurgusu ise net:
“Susmayacağım.”
Adanur’a göre cezaevinde olmasının nedeni, iddia edildiği gibi bir “itirafçılık pazarlığı” değil.
Tam tersine, kendi ifadesiyle;
“yolsuzlukları ortaya çıkarması.”
Bu noktada asıl tartışma başlıyor.
Çünkü bir yanda yargı süreci devam ediyor, diğer yanda ise kamuoyuna yansıyan ciddi iddialar var.
Adanur, kendisine yöneltilen suçlamaların ötesinde, çok daha büyük bir yapının varlığını işaret ediyor ve bu yapıyla mücadele ettiğini söylüyor.
Mektubun bir diğer dikkat çeken bölümü ise gazeteci İsmail Saymaz’a yönelik sözleri.
Adanur, hakkında yapılan “cezaevinden kurtulmak için ihbarcı oldu” yorumlarına sert tepki gösteriyor ve şu hatırlatmayı yapıyor:
“İfade verdiğimde tutuklu değildim.”
Bu cümle aslında tartışmanın merkezine oturuyor.
Çünkü eğer doğruysa, “kurtulmak için konuştu” iddiası zayıflıyor.
Eğer değilse, o zaman kamuoyu farklı bir tabloyla karşı karşıya kalıyor.
Yani ortada gri bir alan var.
Ve bu gri alan, yalnızca yargının değil, medyanın da sınandığı bir yer.
Öte yandan kulislerde konuşulanlar da az değil.
Mahkeme sürecinin hızlandırıldığı, bilirkişi atamalarının yapılmadığı ve hatta üst sınırdan ceza verileceği yönünde iddialar dolaşıyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, mesele sadece bir yargılama olmaktan çıkar.
Bir davanın adil olup olmadığı tartışması başlar.
Bir başka çarpıcı iddia ise savunma tarafında yaşanıyor.
Bursa’da bazı avukatların, dosyanın “siyasi” boyutu nedeniyle bu davaya girmekten çekindiği konuşuluyor.
Bu da ayrı bir soru işareti.
Çünkü savunmanın güçlü olmadığı bir yerde, adaletin terazisi ne kadar dengede kalabilir?
Emin Adanur mektubunun sonunda oldukça iddialı bir cümle kuruyor:
“Hepsi yargı önünde hesap verecek.”
Bu bir iddia mı, bir öngörü mü, yoksa bir meydan okuma mı…
Bunu zaman gösterecek.
Ama bugün için net olan bir şey var:
Bu mektup, sadece bir kişinin savunması değil.
Bursa’daki büyük bir dosyanın, henüz tam olarak açığa çıkmamış taraflarına işaret eden bir metin.
Ve bu dosya kapanmadan…
Bu tartışma da bitmeyecek.
EMİN ADANUR’UN PINAR AYDIN’A GÖNDERDİĞİ MEKTUP (TAM METİN – İDDİALAR YAZARINA AİTTİR)
“Aşağıda yer alan ifadeler, Emin Adanur’un cezaevinden gazeteci Pınar Aydın’a gönderdiği mektuptan alınmıştır. Metindeki tüm iddialar yazarına ait olup, yargı süreci devam etmektedir.”
Kıymetli Pınar Aydın,
Öncelikle uzun zamandır Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem suç örgütlerinin işlediği suçları deşifre etme adına göstermiş olduğunuz mücadele ve gayret için teşekkür ederim.
Yapılan operasyonlar ve şahısların tutuklanması, göstermiş olduğunuz mücadelenin doğruluğunu ve gerçekliğini ispatlamış oldu.
Yargı önünde hesap vermeye başladılar. Umuyorum ki bundan sonra birçok insan daha bu örgütlerin yapmış oldukları eylemleri, işlemiş oldukları suçları yargıya taşıyacaktır.
Bu iki örgüt gibi Sadi Özdemir suç örgütünün de kısa zamanda yaptıkları yolsuzlukları yine yargı yoluyla cezasız kalmayacağına eminim. Cezaevinde olmam hasebiyle şimdilik rahat bir nefes alsalar da, yakın zamanda rahatsız olacaklarına eminim.
Her suçlu gibi Mustafa Bozbey de rüşvet almadığını, yolsuzluk yapmadığını beyan etmiş olsa da; gerek soruşturma savcısı Emre Duman, gerek Bursa Başsavcısı, Mustafa Çelebi’nin titiz ve son derece kıymetli çalışmalarıyla yolsuzluğun dibine vurduklarını, milyarlarca lira haksız kazanç elde ettiklerini, konuyu net bir şekilde görmüşlerdir.
Bize düşen bundan sonra, mahkemelerde bu yolsuzluk çetesinin yaptıklarını anlatmak, gerekli cezayı almalarını sağlamaktır.
53. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılmış olan davada müfettişler tarafından titizlikle hazırlanan dosyada M. Bozbey ve T. Erdem’in binlerce usulsüzlük yaptığı belgeleriyle ortaya konmuştur. Daha ortaya görünmeyen çok büyük bir yığın daha mevcuttur. Ben bildiklerimi ve duyduklarımı SEGBİS vasıtasıyla savcılığa anlatmaya devam ediyorum, edeceğim.
Cezaevinde bulunmam sebebiyle sindirildiğimi ve susacağımı sananlar, beyhude bir yanılgı içerisindeler.
Aksine, bol olan vaktimin büyük bir çoğunluğunu bu mücadeleye ayırmış durumdayım. İbadetlerimden arta kalan tüm vaktimi bu örgütlerin işlemiş oldukları suçları gerek savcılığa gerek medyaya anlatıp kamuoyunun önüne çıkarıyorum.
Yargılanmış olduğum davaları ön plana çıkaran ve operasyonu bununla gölgelemeye çalışan CHP’liler, daha düne kadar M. Bozbey’in yanında bir parçası olarak beraber iş yaptığımızı da unutmuş mu?
Düne kadar sorun olmayan yaptıklarım bugün mü sorun oldu? Benden para alırken bunu hiç sorun yapmayanlar şimdi mi sorun yapmıyorlardı oys ki? Ben belediyeler haricinde CHP örgütüne de bir girsem zaten yüzsüz olanların kamuoyuna hangi yüzle çıkacaklarını merak ediyorum.
En az benim kadar hepsi hem M. Bozbey’in hem T. Erdem’in rüşvet aldığını, yolsuzluk yaptığını biliyorlardı, buna emin olabilirsiniz.
Peki niye bu çığırtkanlıkları diye soracaksınız? Çünkü rant ellerinden gitti. Büyükşehir Belediyesi’nde Emre Şenoğlu , Furkan Bozbey, Ali Alper Makam, Tolga Işıktaş, ErhanPınar, Emre Feza Soysal, Sedat Akar başta olmak üzere rüşvet ve haksız kazanca bulaşmış olanlar, sıranın kendilerine doğru geldiğini görünce hırslarından herkesi galeyana getirmeye çalışıyorlar.
Sizin nezdinizde tüm kamuoyuna söz veriyorum; hepsi yargı önünde gerekli hesabı verecekler.
Ayrıca İsmail Saymaz gibi gazeteciliğimi severek takip ettiğim bazı insanlara da şunu söylemek isterim: Cezaevinden kurtulmak için Bozbey’i ihbar etti diyecek kadar AHMAK olduklarına üzülüyorum.
Çünkü Bozbey ve Erdem hakkında ifade verdiğim Mayıs 2025 tarihinde tutuklu değildim, özgürdüm. M. Bozbey ve ailesinin, Ekrem Pamuk ve Sadi Özdemir’in sattığı 87 konuta gökten para inmesinden sonra “siz her ve benden dolayı olan insanları yakmaya çalıştınız, ben sizi küle çevireceğim” çıkışıyla şikayet ettim. Bana yakın olan herkes biliyor.
Bu olaylara müteakip, bugüne kadar benden rüşvet alan bazı memurlar ve birçok iyilik yaptığım bazı müteahhitler “bana destek olun, bunlar bana çökmeye çalışıyor” dediğimde omuz silkip hiçbir yardımda bulunmamalarına karşı ben de bu çuvalın içine hepsini soktum. Nitekim eminim ki şu an hepsi bin pişmandır, fakat son pişmanlık fayda etmiyor.
Şuan mevcutta 2 adet tutuklama kararım vardır. İlki T. Erdem suç örgütüne ait bilirkişi raporunu yayınladığım için Bursa 24 Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen “Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Bir Şekilde Ele Geçirme ve Yayma, Gizliliğin İhlali” suçudur. Bu suçun üst sınırı 4 yıldır. Türkiye Cumhuriyet tarihinde bu suçtan 3 celse boyunca tutukluluğumun devamına karar verilen tek kişiyim. Mahkeme savcısının ilk celseden beri “TAHLİYE” talebine rağmen, mahkeme başkanının “tutukluluğun devamı” kararı başta avukatlarım olmak üzere herkesi şok etmiştir. Hatta duruşma esnasında, konu ile hiçbir alakası olmamasına rağmen “Sen Bozbey’in hırsız olduğunu nereden biliyorsun?” diye gerekçe eklemesi, tutukluluğumun neden devam ettirildiğinin en büyük sebebidir. 07 Mayıs’ta ilk duruşmam başlayacak.
İkincisi, 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu “haftada bir gün imza atma” koşulunu ihlal ettiğim gerekçesiyle olan tutuklamadır. Bu şartı da yurtdışında olmak zorunda olduğum için ihlal ettim.
Kısacası, her iki tutuklamanın sebebi kamuoyunu bilgilendirmek, yolsuzluğu ortaya çıkarmak için girmiş olduğum mücadeledir. Cezaevinde olma sebebim bunlardır. Fakat müsterih olunuz; ailemi ve sevdiklerimi özlemek dışında başka hiçbir sorunum yoktur ve olmayacaktır da. Yusuf kuyu zindandanındadır ama yarın Mısır’a sultandır. Yapılan bu zulüm mutlaka Yaradan tarafından mükafatlandırılacaktır. Şer’de şüphesiz hayır vardır.
KARDEŞİNİZ EMİN ADANUR
13/04/2026
Bu mektupta Emin ADANUR haksız yere cezaevinde tutulduğunu söylüyor. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek bir mahkemesi var. Ve Emin Adanur’a en üst sınırdan ceza verileceği konuşuluyor. Hatta bu mahkemede bilirkişinin bile atanmadığı mahkemenin öne çekildiğine dair bilgiler geldi. Konunun tam detaylarına hakim olduktan sonra yazacağım.
Ayrıca Bursa’da avukatların siyasi Emin Adanur’un itirafçı olduğu davaya bakmaktan çekindiklerini de söyleyelim. Ancak ilahi adalette gelişme bitmez. En kısa zamanda cesur bir avukat bu davayı üstlenecektir.


