Süleyman Soylu’nun TV100 ekranlarında yaptığı açıklamalar, hem kendi siyasi kariyeri hem de kamuoyunun yakından takip ettiği Gülistan Doku davası gibi kritik meselelere dair önemli ipuçları barındırıyor. Soylu’nun özellikle "siyaseti zihnimde bitirdim" çıkışı ve şüpheli Zeinal Abakarov’un getirilme sürecine dair savunmaları, önümüzdeki dönemin siyasi iklimini anlamak açısından oldukça dikkat çekici. Bunun yanı sıra hiç bahsetmediğim görüşmelerimize biraz değinmek istiyorum .

Önce sayın Soylu’nun açıklamalarından süzülenler ve bu sürecin satır başlarına değinelim:
Siyasi Gelecek: "Veleddalin Amin"
Süleyman Soylu, aktif siyaset sahnesinden çekilmeye hazırlandığının sinyalini oldukça net bir ifadeyle verdi. Mevcut milletvekilliği dönemi bittiğinde siyaseti bırakacağını belirten Soylu, bu durumu "siyaseti zihnimde bitirdim" şeklinde tanımlıyor. Ancak bu bir "kopuş" değil; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan sadakatinin ve davasına bağlılığının baki kalacağının altını özellikle çiziyor. Meclis çalışmalarına katılımı konusundaki "gücüm yettiğince gidiyorum" beyanı da aslında bu zihinsel veda sürecinin bir yansıması olarak okunabilir.
Gülistan Doku Davası ve "Koruma" İddiaları
Kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri olan Gülistan Doku soruşturmasına dair Soylu’nun savunması oldukça sertti. Baş şüpheli Zeinal Abakarov’un babasının polis olması nedeniyle dosyanın karartıldığı iddialarına karşılık Soylu, devletin "namus borcu" vurgusu yaparak şu noktaları öne çıkardı:
“Bizzat Getirttim”
Soylu, şüpheli Abakarov’un yurt dışından kendi talimatıyla getirildiğini hatırlatarak, "Eğer korumak isteseydik, kaçan şahsı Türkiye’ye getirmek için bu kadar uğraşmazdık" dedi.
Polis Baba ve Tehdit Mesajları
Şüphelinin babasının polis olmasının kimseye bir imtiyaz sağlamayacağını belirten Soylu, ailenin tehdit edildiği iddialarıyla ilgili olarak da; polisteki nüfuzun bir aileyi baskı altına almak için kullanılamayacağını, böyle bir durumun suç teşkil ettiğini ve müfettişlerin süreci titizlikle incelediğini ifade etti.
“Asıl Mağdur Benim”
Olayın ardından bölgede aylarca süren yoğun arama çalışmalarını koordine ettiğini hatırlatan Soylu, meselenin manipüle edilerek kendisinin hedef alındığını savundu.
Neden Hedef Alınıyor?
Soylu’ya göre, kendisine yönelik saldırıların temelinde "bağımsızlık" vurgusu yatıyor. ABD ve İsrail eksenli politikalara karşı sergilediği tutumun bedelini, bu tip tartışmalar üzerinden ödediğine inanıyor. Meclis’teki polemiklerin ve kendisine yönelik eleştirilerin, Türkiye’nin milli menfaatlerini savunmasından kaynaklandığını dile getiriyor.
Sonuç Olarak
Süleyman Soylu’nun TV100’deki bu çıkışları, bir yandan geçmişteki icraatlarının arkasında duran bir "savunma", diğer yandan ise aktif görevlerine veda etmeye hazırlanan bir devlet adamının "muhasebesi" niteliğindedir. Özellikle Gülistan Doku davasındaki şüpheli şahsın babasının polis olması üzerinden yürütülen tartışmalarda, "devletin imtiyaz tanımaz" duruşunu sergilemeye çalışırken; bir yandan da siyasi kariyerinin finalini kendi ilkeleriyle yapmayı hedeflediği görülüyor.
Siyasetin Cesur Yüreği ve Bir Veda Sinyalinin Düşündürdükleri
TV100 ekranlarında Süleyman Soylu’yu izlerken, hem bir gazeteci hem de kendisiyle mesai harcamış, ofisinde özel paylaşımlarda bulunmuş bir dostu olarak derin bir muhasebe içine girdim. Sayın Soylu’nun "Siyaseti zihnimde bıraktım" çıkışı, sadece bir veda sinyali değil, aynı zamanda Türk siyasetinin son yıllarına damga vurmuş bir ekolün sitemkâr bir özeti gibiydi.
Fedakarlığın Görünmeyen Yüzü
Kamuoyu onu hep sert ve dik duruşuyla tanıdı; ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Sayın Soylu ile ofisinde yaptığımız görüşmelerden biliyorum ki; o, bu ülke için sadece mesaisini değil, sağlığını da feda etti. Dağ bayır demeden, terörle mücadelenin en sıcak belgelerini yerinde incelemek için ayakta geçirdiği uykusuz geceler, ona ağır bir bel fıtığı ve beraberinde gelen zorlu bir ameliyat süreci olarak döndü. Buna rağmen, ameliyat masasından kalkıp azimle çalışmaya devam ettiğine, ülkenin huzuru için ağrılarını bile arkaya ittiğine bizzat şahit oldum.
Hiç kibiri yok, çok mütevazı ve herkesi kayıran bir yapısı var. Zaten bu karaktere sahip olmasaydı bu kadar başarılı da olamazdı.
Bursa’nın Huzuru ve Özel Ekipleri
Bursa özelinde İçişleri Bakanlığı döneminde yürüttüğümüz bilgi alışverişlerinde, şehrimizdeki suç örgütlerine karşı sergilediği tavır hâlâ hafızalarımızda. Bursa’da çöken her bir suç çetesinin arkasında, Sayın Soylu’nun bizzat kurdurduğu özel ekiplerin ve kararlı duruşunun imzası vardır. Bir konuyu kendisine ilettiğimizde, meselenin üzerine nasıl bir devlet ciddiyetiyle gittiğini ve "çözülmeden gelmeyin" talimatlarını nasıl verdiğini çok iyi biliyoruz.
Benim nezdimde Süleyman Soylu, son 100 yılın en başarılı İçişleri Bakanı’dır.
************************************
Ofisindeki o derin sohbette, kendisine yönelik sadece dışarıdan değil,içeriden bir operasyon yürütüldüğüne dair oluşan kanaatleri de değerlendirmiştik. Konunun derinliği bizde saklı kalsın; ancak görünen o ki, Sayın Soylu dış düşmanlarla, terörle ve çetelerle çarpışırken bir yandan da içeriden gelen sistematik yıpratma çabalarıyla mücadele etmek zorunda bırakıldı.
Bugün "siyaseti bıraktım" noktasına gelmişse, bu ne yorgunluktan ne de korkudandır; bu, büyük bir sadakatle bağlı olduğu yapının içindeki vefasızlığa karşı onurlu bir duruştur. Nitekim yüzyüze görüşmemizde bana bunu söylemişti ancak ben bunu hazmedemediğimden kamuoyuna bu üzücü bilgiyi vermek istemedim. Çünkü onu seven milyonlar var ve kahraman bşr siyasetçinin dik durması Türk Milletinin üzerindeki olumlu etkisini biliyorum.
Bana Göre Bırakmak İçin Çok Erken
Sayın Soylu’nun TV100’deki Gülistan Doku davasına dair açıklamaları, devletin namusunu koruma noktasındaki hassasiyetini bir kez daha gösterdi. Şüpheliyi bizzat getirtmesi ve "kimse babasının makamına güvenmesin" duruşu, onun adalet anlayışının nişanesidir.
Açıkça ifade etmek gerekirse; biz onun daha yüksek makamlarda, ülkeye hizmetin en tepe noktalarında olmasını savunanlardanız. Cumhurbaşkanımızın en yakınında durması gerektiğini her yerde söylüyoruz.
Türkiye’nin bu kadar kritik bir süreçten geçtiği bir dönemde, Süleyman Soylu gibi bir tecrübenin ve azmin siyaset sahnesinden çekilmesini asla istemiyoruz.
Sadakati Erdoğan’a, sevdası millete olan birinin, sadece içerideki bazı klikler istedi diye veda etmesi, Türk siyaseti için büyük bir kayıp olacaktır.
Siyaset zihinde bırakılabilir ama bu milletin gönlündeki yerinizi ve size olan ihtiyacını bırakmak o kadar kolay değil Sayın Bakanım...
Selam ve dua ile..



