Gündem öylesine yoğun, öylesine hızlı değişiyor ki… Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan büyük skandal neredeyse kimsenin dikkatini çekmedi.
Oysa yaşananlar yalnızca Bursa’yı değil, tüm Türkiye’yi sarsacak türden. Hani derler ya, “bu kadarı da pes artık” diye… İşte tam da öyle bir olayla karşı karşıyayız.
Belediye Meclisi’nin olağan oturumu sırasında kısa bir mola veriliyor. O sırada AK Parti üyeleri salonda değil. İşte tam o dakikalarda, CHP’li üyeler harekete geçiyor. Gündemdeki en kritik maddeye, suya yapılacak zam teklifine geçiliyor. Ne zaman mı? Muhalefet grubunun olmadığı, meclis çoğunluğunun eksik olduğu bir anda!
Yüzde 100’e yakın bir zam teklifinden söz ediyoruz. Suyun fiyatını iki katına çıkaracak bir düzenleme… Ve bu teklif, yoklama yetersizliğine rağmen, oldu bittiye getirilerek meclisten geçirilmek isteniyor.
Bu bir siyasi manevra olmanın ötesinde, demokrasiye, temsil hakkına ve meşruiyete vurulmuş ciddi bir darbedir. Milletin temsilcileri salonda yokken, onların yerine karar almaya kalkmak, “çoğunluğun sesi”ni susturmak demektir. Ve bu, kabul edilebilir bir durum değildir.
Bursa halkı bu zammı yalnızca cebinde değil, adalet duygusunda da hissedecek. Çünkü mesele yalnızca su faturası değil; mesele, o faturanın hangi yöntemle kesildiği…
Eğer meclis çoğunluğu dikkate alınmayacaksa, temsilin, müzakerenin ve şeffaflığın ne anlamı kalır?
Bursa’da yaşanan bu sessiz ama sarsıcı skandal, umarız ki Türkiye gündeminin hızına kurban gitmez. Çünkü bu mesele, hepimizin ortak vicdanında yankı bulmalı.
Bazen bir meclis oturumu yalnızca alınan kararlarla değil, o kararların nasıl alındığıyla da tarihe geçer. Geçtiğimiz günlerde Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde yaşananlar da tam olarak böyle bir tabloydu.
BUSKİ Genel Kurulu’nda suya yüzde 30, katı atık bedeline ise yüzde 50 zam teklifi gündeme geldi. Ancak mesele, zammın oranından çok, onun meclisten geçirilme biçimindeydi. Çünkü Cumhur İttifakı üyeleri salonda yokken, birkaç dakikalık bir zaman diliminde zam oylamasına geçildi. Evet, yanlış duymadınız. Üç beş dakika içinde, adeta kaşla göz arasında, suya bugünkü fiyatın neredeyse iki katına varacak bir zam önerisi masaya yatırıldı.
O sırada salona giren Cumhur İttifakı üyeleri ve Ak Parti Yılfıfım Beledşye Başkanı Oktay Yılmaz, mecliste çoğunluk yokken CHP’li üyelerin “kendi çalıp kendi oynadığına” tanıklık etti.
Büyükşehir Meclisi’nin en büyük grubunun olmadığı bir ortamda, nasıl oldu da böyle bir görüşme başladı? Hangi usule, hangi meşruiyete dayandı bu acele?
Öyle mi sakinliği be huzurlu siyaseti ile tanıdığımız Oktay Yılmaz’ı bile çileden çıkarttılar. Sayın Yılmaz tüm gövdesi ile %100 zammı yoklama hilesi ile meclisten geçirmek isteyen
CHP grubuna müsade etmedi. Bursa’da hala bu mesele konuşuluyor..
Bu sorular cevap bekliyor.
Sayın Efkan Ala bu skandalı sosyal medya hesabından paylaşmalı, yaşanan bu skandalı gözler önüne sermeliydi ve fakat bunu yapmadı. Bu da Ak Parti teşkilatını büyük ölçüde rahatsız etti.
Gelelim diğer sorular..!
Su gibi hayati bir hizmetin fiyatını belirlerken atılacak her adımın şeffaf, adil ve tüm tarafların katılımıyla alınması gerekmez mi? Kaldı ki konu sadece zam değil; konunun ele alınış biçimi, meclis kültürünün ne hale geldiğini de gözler önüne seriyor.
Kapalı kapılar ardında, çoğunluğun yokluğunda alınmaya çalışılan kararlar, ne demokrasiye ne de vicdana sığıyor. Hele ki konu halkın musluğundan akan su ise, bir meclis çoğunluğunu beklemeyecek ne olabilir?
Selam ve dua ile.


