Dün geceden bu yana, aklımız, fikrimiz, zikrimiz, Sumud filotilasında.
Terör örgütü İsrail’in eli kanlı katiller sürü, yine yapacaklarını yaptılar ve sadece insani yardım malzemesi ulaştırmak isteyen, TAMAMEN SİLAHSIZ ve BARIŞÇIL, SİVİL insanlara, üstelik uluslararası sularda, tüm uluslararası hukuk kurallarına, seyrüsefer dokunulmazlığına ve anlaşmalara rağmen, tüm dünyanın gözü önünde saldırdılar, insanları kaçırdılar, tekne ve yardım malzemelerine el koydular!
Bunun adı korsanlık!
Bu kendilerinden başka hiçbir dini, ırkı, insan yerine bile koymayan, hiçbir kanun, hukuk tanımayan, lanet olası 10 milyon siyonistlerin hukuk tanımazlıklarına bir cürüm daha eklenmiş oldu.
Belli olmuştur ki, bu terör örgütü, zordan başka hiçbir dilden anlamayacaklar.
Acı gerçekler demiştim ya, yaptıklarını kastetmedim.
Bu filotilonun içinde, 40 ülkeden insan var, ama ne hikmettir ki,
Suudi Arabistan’dan yok, Mısır’dan yok, BAE, Katar ve petrol zengini, gaz zengini, süper şımarık, kibir abidesi Arap dünyasından, kimse yok!!!
Neden yok?
Birincisi tarihi sebeplerden ötürü yok.
Neymiş bu tarihi sebepler?
Bir zamanlar Arap yarımadasıda bugünkü gibi devlet bolluğu yoktu.
Vilayeti Şam, Vilayeti Filistin vardı.
Sykes- Picot planı sonrası çıktı onlarca devlet, tam da Siyonizmin önderi, Theodor Herzl in ana planına uygun.
Böl, parçala, yut. Böl, parçala, kaos çıkar, fitne çıkar, yönet!
Bugün devlet olarak ortada bulunan, hemen her “Arap devleti” Filistinden toprak almıştır, bugün Filistine destek olmak demek, yarın toprak kaybetmek demek olabilir düşüncesindeler.
İkincisi, düne kadar deve çobanlığı yapan, üç beş çöl aşiret liderleri, İngiltere zoru ile kral oldular ve akıl almaz servetlere eriştiler.
Elbette bunu Siyonizme borçlu olduklarını da çok iyi biliyorlar ve torunları bugün, bu yüzden İsrail’in karşısına dikilmiyor, dikilmiyor da.
Nasıl dikilsinler ki?
Ellerindeki silah sistemlerini Batıdan aldılar ve o batılılar istemedikçe de, o silah sistemlerini kullanamazlar!
Bir düğmeye basılır ve uçaklar uçmaz, bu bu kadar basit.
İşte tam da bu sebepten ötürü, Türkiye kendi savunma sanayiisine ağırlık verdi, veriyor ve verecek.
Kabul etsek de, etmesek de, acı gerçekler bunlar.
Eğer bu filotila 45 değil, 200 gemi olsaydı, delinmesi mümkün olduğunu gördüğümüz ablukayı yarıp geçen çok daha fazla tekne olabilirdi.
“Delindi de ne oldu?” diye soran bazı aklı evveller var.
Cevap verelim:
Çok şey oldu!!!
İlk evvela, bu ablukanın delinmesinin mümkün olduğunu gösterdi, büyük bir psikolojik bariyeri yıktı geçti!
İkincisi, tüm dünyanın dikkatini Gazzeye çekmeyi başardı, bir kez daha, İsrail denilen şeyin bir terör devleti olduğunu, barbar ve vahşi olduğunu bir kez daha göz önüne serdi.
Bununla da kalmadı, uluslararası mahkemelere tonla delil sundu!
Kurulduğu günden beri, ki kuran da iki iki terör örgütü zaten, kanunsuzluk ile yönetilen, vahşetin dibine vuran, eli kanlı siyonist katil sürüleri, şu an cinnet halinde olsalar bile, an itibariyle, tüm dünyada en nefret edilen millet olmayı, bir kez daha başardılar!
Çünkü yaptıkları soykırım vahşeti, arşa dayandı.
Yine, geçen yazımızda belirtmiştik, ortalığı savaş çığırtkanları doldurdu.
Neden bekliyoruz, niye aaldırmıyoruz, falan filan..
Kardeş kanı dökmek istemiyoruz da onun için.
Çünkü yukarıda saydığım İngiliz ve ABD uzaktan kumandalı Arap Devletleri, yanımızda değil, karşımızda saf tutacak.
Çünkü iç cephe hiç sağlam değil, böyle bir adımın atılmasını bekleyen, saldırmak için bekleyen birileri var.
Dahası, bunu fırsat bilip, ülkemize saldırı için hazır, dost ve müttefiklerimiz (?) var...
Bu bir satranç.
Satrançta, yaptığı hamleden sonra gelebilecek muhtemel hamleleri en çok kim öngrebilen kazanır.
Ve şu anda, yapılacak böyle bir hamlenin doğurabileceği hamlelerin adeti çok fazla.
Ümit ediyorum ki, İsrailli korsanlar tarafından kaçırılan kardeşlerimiz, bir an önce hürriyetlerine kavuşurlar.
Ümit ederim ki, bir daha bir filo yola çıkar, ve tekne, gemi adeti yüzlerce olur.
Gördük ki, abluka gayet de delinebilir.
Gördük ki, zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var.
Gördük ki, Gazzeyi savunmak için Müslüman olmaya değil, insan olmaya gerek varmış.
Gördük ki, tıpkı İbrahim as yardıma koşan karınca boşuna o yolu tepmemiş, çünkü safını belli etmiş.
Ama, hey siz, evet siz...
İçimizdeki İngiliz bozuntuları...
Aman Starbucks kahvenizden geri durmayın, Burger imparatorluklarından, Coca Cola nızdan, keyfinizden geri durmayın emi...
Bu dünyada işiniz iş...
Öbür dünyada görüşürüz!
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam


