Bugün, Türkiye tarihine altın harflerle geçen bir gün oldu.
Türk Devletinin ve Sayın Cumhurbaşkanının başından beri gösterdiği dirayet, destek, sonunda Gazze ye barışı getirdi.
Yanlış anlaşılmasın, ne Hitleryahu ya, ne de Siyonist katil sürülerine zerre kadar güvenimiz yok, olmayacakta.
Lakin işlerin bu raddeye gelmesi oldukça önemli, ki İsrail terör devletinin on yıllardır kurmaya uğraştığı, süper askeri güç, süper istihbarat gücü hegemonyası, artık yerle yeksan oldu.
Oldu, çünkü tüm Batı dünyasının desteği, ABD nin desteğine rağmen, bir avuç Haması yenemediler.
Yoksa Hamas, sadece bir avuç değil miydi?
Ya da Hamas, Hamastan ibaret değil miydi?
Kafamda deli sorular...
Hatırlarsanız, Sayın Erdoğanın ABD gezisini kaleme aldığımda, şekillere, sembollere dikkat edilmesi gerektiğini, ama görünenlerin dışında, alenen konuşulanların dışında, arka kapı diplomasisi, kapalı kapılar ardında yapılan müzakerelerin çok daha vahim olduğunu, ve sonuçlarını çok yakın zamanda izleyeceğiz demiştim..
Sonuçlarının bir kısmını bugün canlı yayınlarda izledik.
Daha da izleyeceklerimiz var, emin olun, az sabır.
Donald Trump ın, o ziyaret esnasında ve sonrasında, yaptığı açıklamalar, pek çok şeyin haberini veriyor aslında.
Anahtar kelime, ve sürekli tekerrür ettiği kelime ise “ Türkiye nin çok güçlü bir ordusu var.”
Bu alelade bir söz değil, bir tespit ve daha da ilerisi, içindeki çekincenin dışa vurması.
Çekince mi dedim ben...
Hay Allah.
Yoksa o ABD ziyareti esnasında, Trump a, veya çok yakın çevresine, ona doğrudan etki edebilen kişilere, bu Türk Ordusunun gücü hakkında, teferruatlı bir anlatırım mı yapıldı?
Yoksa, bu gizli, kapaklı görüşmelerde, veya bizzat Trumpın kendisine, “ya bu savaş hemen durur, ya da Türk Ordusu, bir gece ansızın Tel Aviv de çay demler” mi denildi, ve simülasyonu izlettirildi?
Bunları bilmek için, o görüşmelerde bizzat olmak gerekirdi tabii, eh ben de kalkıp buradan devlet sırrı ifşa edecek değilim, sadece varsayımlar üzerinden yazıyorum.
Ancak, uzun yıllar yanında bulunma şansı ve şerefine nail olduğum, merhum Erbakan hocamızın bir sözünü de bu bağlamda yazalım.
“İsrail ancak güçten anlar, siz güçlü olursanız, o güçten çekinir.”
Ve evet, hem İsrail, ve hem de AB, ABD, ancak güçten anlar.
Şimdi bu sözü istediğiniz gibi yorumlamakta serbestsiniz efendim.
Ancak asla değişmeyecek gerçekler var!
Siyonist katillerin, bir piyade veya mekanize bir ordusunun olmadığı belli oldu!
Çoluk çocuk, kadın, silahsız masumlara zorbalıktan başka hiçbir becerileri olmadığı belli oldu.
Hedeflerinin hiçbirine ulaşamadılar, kısacası yenildiler.
Asla kendi milletlerine anlatamayacakları kadar ağır kayıplar verdiler.
Öyle ki, beş dakikada bir cenaze töreni yapıyorlardı, hem de kapalı çadırlar içinde.
Onbinlerce siyonist katilin cehennemi boyladığı biliniyor, ama resmi açıklama asla yapılmadı.
Tüm dünyada büyük bir Siyonist, Yahudi nefreti oluştu.
Avrupa’da, hiçbir şekilde rahat hareket edemez hale geldiler, ki Trump bile desteğinden dolayı bir restoranda protesto edildi.
Yetmedi, Albay seviyesinde askerler bile açıkça protesto etti.
Siyonizm kaybetti.
Açık ve net.
Ha, içimizdeki Amerikanlılar, Amerikancılar hala kalksın, bu işi ABD nin kazanç tahtasına yazmaya çabalasınlar, gülünç.
Evet, ABD isterse durdururdu, ve durdurdu, ancak asıl soru şu;
ABD yi bu noktaya getiren, kim, ne, neler oldu?
Yine Trump ın sözlerini yazalım...
(Sayın Erdoğan için) “O çok güçlü, çok güçlü bir ordusu var, giriyor, savaşıyor, yeniyor ve bununla ölünmüyor bile.”
Meali: Biz bu ordudan korkuyoruz, asla karşı karşıya gelmek istemiyoruz, kim kafa tutarsa, sonu olur, biz de yanında olmayız!
Ha, bir de şu Adana daki operasyonda elimize geçen bir el yazması Tevrat vardı değil mi...
O da artık başka bir yazıya kalsın.
Bir diğe yazımızda buluşmak ümidi ve Dua ile Vesselam


