Bu aralar, ne hikmetse, özellikle de Sosyal medyada, hatta bazı TV lerde, “Savaş goygoycuları” epey bir boy göstermeye başladı.
Dertleri malum, İsrail ile savaşa girelim.
Dertleri malum, ancak masum değil!
Bir çok branşta revaça geçen bir Türkiye var.
Hatta Savunma sanayiinde baş aktör olan bir Türkiye var.
Bu yükseliş belli ki, birilerine çok fena battı, batıyor.
Savunma da, evet çok iyiyiz, hatta dünyanın çok sayılı firmaları bizim firmalarımız, teknoloji de ise, açık ara liderliği elimizde tutuyoruz, ancak daha tam olarak, istenilen, hedeflenen yerde değiliz, çok uzağında da değiliz, ama daha var.
İsrail, bir şekilde Türkiye yi, erkenden savaşa sokmanın peşinde, ve bunun için kendine, kendilerine göre bir platform hazırlıyorlar, bahaneler üretiyorlar!
Ve fakat, Kadim Türk Devleti, bu oyunlara, provokasyonlara gelmeyecektir, ve de gelmemelidir de.
Evet, biz millet olarak duygusal düşünebiliriz, davranabiliriz, ama Devletin duygusal davranma lüksü yoktur, olamaz.
Devlet, bir satranç oyununda olduğu gibi, yapacağı bir hamlenin ardından gelebilecek hamleleri hesaplamak zorundadır.
Üst düzey satranç ustaları, 30 ve üstü hamleleri görebilir.
Devlet bunun çok daha ötesini görmek zorunda ve planlarını da buna göre yapmak zorunda.
Benim bildiğim devlet, bu planları zaten yapmıştır.
Hatta, A,B,C değil, Z ye kadar yapmıştır.
Beklenen ise konjonktürün gelişmesidir.
Vakti geldiğinde, olanlar zaten olacak, buna da hiç kimse engel olamayacak.
Her ne kadar İsrail terör örgütü, Kıbrıs Rum kesimi dahil olmak üzere, yığınak ve hazırlık yapıyor olsa bile, Türk devleti de, gerektiği yerlerde, gereken hazırlıklarını çoktan yapmıştır.
Unutulmaması gereken şey şudur ki, Türk milleti, Türk Devleti, savaşçı bir doğadan geldiği gibi, dünyanın hemen hemen en eski geçmişli ordusuna sahip.
NATO nun, ikinci büyük ordusu, ve Turan Ordusunu da işin içine katarsak, ABD ordusunun bile göze alamayacağı bir güç!
Şimdilik sabır zamanıdır.
Ortalığı velveleye vermenin, her fırsatta savaş cığırtkanlığı yapmanın yeri değildir.
Türk Devleti, olup bitenlerin fevkalade farkında, ve oluşabilecek her senaryonun simülasyonunu yapmış, hazırlıklarını tamamlamak ile meşgul.
Gel gör ki, içimizdeki Müstemleke uşakları, Frenk hayranları, siyonist köleleri, halen iç cephe için ciddi bir riskler.
Ancak, gün ola, harman ola.
Güneşin doğma vakti, gecenin en karanlık anından sonradır.
Sabır ile bekleyeceğiz.
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile


