Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi
Duaçınarı: Şehrin Kalbinde Sosyalleşme anlayışına bir yenisi daha eklendi. Zamanında Barış Manço Kültür Merkezi müjdesi Yıldırımlıları nasıl sevindirdiyse yine aynı duygularla heyecanlandırdı.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın "Şehrin merkezine beton değil, insan koyuyoruz" diyerek tanıttığı Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezinden bahsediyorum.
Oktay Yılmaz iyi bir toplum mühendisi . Klasik kentsel dönüşüm anlayışını temelinden sarsan projelerle gelmeye devam ediyor. Yıldırım gençlerini düşünen Yılmaz yaptığı tüm projelerle aslında tüm Bursa’nın gençliğini bölgeye çekti. Öyle ki projeler yetmeyince her yıl daha fazlasını ekleyerek diğer ilçelerin gençlerini de bölgede imkanlardan faydalandırmaya devam etti. Spor aktiviteleri dışında uyumayan kütüphanelerin her yıl bir yenisi eklenmeye devam ediyor.
Çünkü; sosyal alanlar, yaşam merkezleri Osmangazi ve Nilüfer İlçesinde hala çok büyük bir eksik olarak kaldı..
2019 seçim vaatlerinden biri olan ve ekonomik zorluklara rağmen revize edilerek uygulanabilir hale getirilen bu yeni proje, yaklaşık 2 milyar liralık bir yatırımla hayata geçiyor. Üstelik bu dev bütçe, belediye bütçesine doğrudan bir yük getirmeden yönetiliyor.
Projenin teknik içeriği oldukça zengin:
Sosyal Donatılar: 800 kişilik dev konferans salonu, modern nikah salonları ve eğitim alanları.
Ekonomik ve Sosyal Hareketlilik: Ticari birimler ve bölge halkının ihtiyacını karşılayacak geniş otopark kapasitesi.
Kültürel Derinlik: Kütüphaneler, spor tesisleri, kadın girişimcilik merkezleri ve gençlik alanları.
Ulaşım Avantajı: Duaçınarı metro durağının hemen yanında konumlanması, projeyi tüm Bursa için erişilebilir bir cazibe merkezi haline getiriyor.
Bu proje hepimizi çok heyecanlardı ancak ilerleyen saatlerde Bursa ovasında bulunan Samanlı köyü şimdilerde kanunla mahalle statüsü alan Samanlı Mahallesi’n de yapılması planlanan hastanenin yapılmaktan vazgeçilmesi kararını üzülerek buradan okuyucularıma vermek istiyorum.
Bursa Ovası’nın Akıbeti ve Çifte Standart sorunumuz mu var?
Toplantıda dile getirdiğim en kritik nokta, Bursa Ovası üzerindeki belirsizlikti. Yıllardır "Ova Koruma Kanunu" nedeniyle bir çivi dahi çakılamayacağı söylenirken; kaçak fabrikaların yapılmasının yaptırımlara rağmen önlenemez duruma gelmesine , lojistik merkezlerin kurulmasına veya bazı kamu binalarının (okul) yapılmasına izin verilmesi büyük bir tezat oluşturduğunu düşünüyorum .
Söz konusu kadınlar için sosyal alanlar, yürüyüş yolları ve yaşam alanları olduğunda önümüze engel olarak çıkarılan bu kanun, sanayide kaçak yapılaşma söz konusu olduğunda kuvvetli bir müdahale görülemiyor?
Yıldırım Belediyesinin kaçak fabrikaları defalarca yıkmasına rağmen yenisi iki günde çirkin prefabrik malzeme ile dikiliyor. Bu ova katliamcıları devletin iradesini hiçe sayıyor. Bu da daha sert bir yaptırım gerektiğini açıkça ortaya koyuyor ancak bir ilerleme kaydedilemiyor. Kendine özgün köylerimiz tarlaları fütursuzca beyaz prefabrik tarlasına dönüşüveriyor.
Biz de haliyle artık sorumuzu daha net sorarak yetkililerin bir vizyon ortaya koymaları amacıyla mikrofonu yöneltirken aslında mesaj da veriyoruz;
Bursa Ovası’nın geleceği; kendine has köy yapısı ile net bir tarım vizyonu mu olacak, yoksa bugünkü keşmekeş ve sanayi baskısı altında ezilmeye devam ederek yok mu olacak? Bu soruyu sorarken aslında proje hakkında fikirde sunuyoruz. Ve maalesef, Samanlı Mahallesi’ne yapılması beklenen hastane ve beraberindeki düzenleme umutları şimdilik askıda olsa da, bu karmaşayı ve altyapı sorunlarını çözecek iradeyi Oktay Yılmaz’da görüyorum.
Geçmişten Bir Kesit: Murat Kurum Dönemi ve Beklentiler
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un dönemindeki tecrübelerimizden süzülen Samanlı bölgesi ve ova projeleri, bugün hâlâ Bursa’nın gündeminde. Geçmişte verilen sözlerin ve oluşan beklentilerin akıbetini takip etmek, şehrin hafızasını diri tutmak adına Samanlı mahallesinden yapılacak hastanenin takibindeydim. Tekrar edelim, maalesef Samanlıya yapılacak hastane projesi iptal olmuş. Ancak bunun yerine mahallelinin gönlü alınması adına büyük bir araziyi kamulaştırılması ve kadınlara yaşam alanları oluşturulmasıyla pekala gönül alınabilir. İstendiği zaman araziler kamulaştırılabiliyorsa bence Oktay Yılmaz’ın önünde bu mahalle için yatırım yapmasına hiçbir engel yok. Sonuçta istendiğinde lojistik merkezi ve okul yapılabildi.
Bu arada meslektaşım Yüksel Baysal’a da köşe yazısında soruma yer verdiği için teşekkür ediyorum.
Selam ve dua ile..



