Konuyu uzatmadan meseleye gireceğim çünkü adil yargılama sürecinde hepimizi huzursuz eden bazı iddialar kulaktan kulağa yayılıyor . Öyle iddialar var ki güveni zedelerken geçmişte rüşvet, karşılıksız çek, fetö soruşturmaları gibi davalara kuşku verici beraat kararları verildiğini görüyoruz.
Özellikle Bursa’da tespit ettiğimiz adaletin temel hususu olan güveni zedeleyecek mahkeme kararları mevcut.
Bugüne geldiğimizde aynı hatanın tekrarı olmaması adına kıymetli Adalet Bakanlığına naçizane bir önerimiz olsun diye bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Eminim bakanımız ve yardımcıları kendilerine gelen bu tür şikayetleri sunacağımız öneri kuşkusuz önüne geçeceğine eminim.
ADALET GİZLİLİKLE DEĞİL ŞEFFAFİYETLE KURULUR
Evet kıymetli okuyucular ve kıymetli yetkililer. Adalet gizlilikle değil şeffafiyet üzerine kurulu ve dünyada bunun sıra ile örnekleri de var. Hepsi yazımın sonunda..
Önerim şudur;
Sadece İstanbul’da Ekrem İmamoğlu davası değil;
Bursa 53. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen Turgay Erdem, Mustafa Bozbey ve kamuoyunu yakından ilgilendiren tüm davalar şeffaf şekilde yürütülmelidir.
Bu davalar kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde görülmelidir. Hatta canlı yayınlanmalıdır.
Çünkü adalet gizlilikten değil, görünürlükten güç alır.
Hukukçuların, akademisyenlerin ve vatandaşların yargılama aşamasındaki eksiklikleri, usul hatalarını ve olası yanlış uygulamaları tartışabilmesi gerekir. Bu ancak kamuya açık bir süreçle mümkündür.
Böylece adalete güveni zedeleyecek her türlü kuşku, “acaba” sorusu, perde arkası iddia ve manipülasyon daha baştan bertaraf edilir.
Bir ülkede insanların soruşturmalara değil, sonuca ve sürece güvenmesi gerekir.
Ve evet, bu güven ancak şeffaflıkla sağlanır.
Bu çağda halktan hiçbir şey gizlenemez, gizlenmemelidir.
Adalet saklanmaz.
Adalet gösterilir.
Dünyadan Örnekler, Kamuya açık ve yayınlanan yargılamalar
Bu talebin boş olmadığını, dünyada bunun güçlü örnekleri bulunduğunu özellikle vurgulamak istiyorum :
1. ABD – O. J. Simpson Davası (1995)
• “Canlı yayınlanan yargılama” kavramını dünya gündemine sokan davadır.
• Milyonlarca insan duruşmaları televizyonlardan izledi.
• Hakimlerin hataları, savcıların stratejileri, delil tartışmaları açık şekilde görüldü.
2. ABD – Derek Chauvin / George Floyd Davası (2021)
• Sanık polis memurunun yargılanması internet üzerinden canlı yayınlandı.
• Böylece adalet süreci tüm dünyaya açık şekilde yürütüldü.
3. Güney Afrika – Oscar Pistorius Davası (2014)
• Tüm duruşmalar televizyonlarda canlı yayınlandı.
• Hukukçular ve toplum, süreci saniye saniye takip etti.
4. İngiltere – Parlamentoya Açık Soruşturmalar
• Halkı ilgilendiren dosyalarda komisyonlar, duruşmaları canlı yayınlar.
5. Hollanda – Uluslararası Ceza Mahkemesi, Lahey
• Srebrenitsa, Ruanda gibi kritik yargılamalarda geniş medya erişimi ve kamuya açık oturumlar standarttır.
• Arşiv kayıtları halka açıktır.
6. İsveç ve Norveç – Basına Tam Açıklık
• Duruşmaların büyük bölümü herkese açıktır.
• Hakimler “adalet kapalı kapıda tecelli etmez” ilkesiyle hareket eder.
Sonuç olarak bugün Türkiye’de tartışma şu olmamalıdır:
“Kim yargılanıyor?”
Asıl soru şudur:
“Yargılama nasıl yapılıyor ve halk bunu görebiliyor mu?”
Kamu yararı taşıyan davalar ister Ekrem İmamoğlu olsun, ister Bursa’da Bozbey, Turgay Erdem, ister herhangi bir kamu görevlisi milletin gözü önünde bu davalar görülmelidir.
Çünkü adalet karanlıkta değil, ışıkta büyür.
Ve en büyük kararlılık şudur:
Adalet gizliliğin değil, şeffaflığın yanındadır. Şeffaf olmamız gerekiyor.
Selam ve dua ile..


