Bir savaş başladığında, ilk ölen şey gerçektir!
Bu söz ta birinci dünya savaşında söylenmiş bir söz, çünkü ilk kez birinci dünya savaşında, savaşa medya da bulaştı!
Her tarafın kendine göre, veyahut da kendi Gerçek gördükleri vardır, elbette, saklamak istedikleri gerçekler de vardır.
Hitler rejiminin propaganda bakanı, Dr. Josef Goebels, medyayı tamamen kendi yalanlarını millete gerçek gibi sattı, ve aynı zamanda da, çok acı gerçekleri milletten sakladı.
Günümüzde ise, teknoloji artık o kasar ilerledi ki, hele de yapay zeka vasıtası ile, asla olmayan şeyler, gerçekmiş gibi saniyeler içinde dünyayı dolaşıyor.
Sosyal medya okur yazarlığı, bu bağlamda çok önemlidir!
Herhangi bir fenomenin, ne idüğü belli olmayan, sözümona haber sitelerinin değil, konvansiyonel medyanın, 50 kere teyit ederek servis ettikleri haberlere inanmak gerek.
Şu anda süregelen İran/ABD/İSRAİL/AB savaşı, zahirde böyle gözükse de, batın da işin aslı çok, çok daha değişiktir.
Netanyahu, 40 sene aralıktan sonra, İran’a saldıracak kadar aptal (çaresiz), birini buldu, fırsatı değerlendirdi.
Aslında bu bir kazan/kazan, daha doğrusu kaybet/kaybet ortaklığıdır.
Sağda solda dillendirdikleri, kara harekatı, ABD için, kısa, orta ve uzun vadede bir felaket olur, Vietnam a da, Afganistan a da Rahmet okur hale gelecekleri mutlaktır!
Ancak Trumpın asıl hedefi asla İran değildir, rejim değişikliği falan da, pek umurunda olduğunu ben şahsen hiç düşünmüyorum.
Asıl hedefler başka, bambaşka ve çok yönlü.
İlk hedef, Çin ekonomisi.
Zira, hem İran ve hem de Venezuela, Çin e çok ucuz petrol sağlayan iki ülke idi.
İkinci hedef, Körfez ülkelerinin ekonomilerine balta vurmak, zira Körfez ülkelerinin devasa ekonomik güçleri, İsrail için de tehdit, ABD için de Tehdit, AB İçin de tehdit, İngiltere için de tehdit.
Açıkça söylemek gerekirse, Hristiyan/Batı hegemonyası için tehdit.
Üçüncü sırada, dünya ekonomisi var.
Çünkü ikinci dünya savaşından buyana süregelen dünya sistemi, miadını çoktan doldurdu.
Yeni bir dünya düzeni, henüz kurulmadı, onun için, şu an içinde bulunduğumuz devir, canavarlar devridir, korkunç ve vahşi bir dönemdir ve bu günlerimiz daha iyi günlerimizdir.
Çin endüstrisi sekteye uğrar ise, ki uğrar, dünyanın çivisi sallanır, fiyatlar fırlar.
Blackrok şirketler topluluğunun (trilyonlarca dolarlık bir gurup), istediği de tam olarak bu.
Para, daha çok para, güç, daha çok güç.
Bugüne kadar, savunmasını İsrail e güvenen Körfez ülkeleri, güvendikleri dağların, hayal olduğunu, ABD nin onları asla korumayacağını çok acı tecrübe ettiler.
Bundan ders çıkartırlar mı, bunu göreceğiz.
Türkiye, Rusya/Ukrayna savaşına dahil edilmek istedi, olmadı.
Şimdi, bu savaşa dahil edilmek isteniyor, olmuyor ve de olmayacak.
Her ne kadar birileri, “sonraki hedef Türkiye “ dese de, dünyanın hiçbir ülkesinde, Türkiye ye açıktan saldıracak cesaret de yok, kabiliyet de yok.
Bir dahaki hedef de doğru değil, çünkü Türkiye 50 yıldır hep ilk hedeftir.
Ancak, Türkiye, büyük bedeller ödeyerek, başına kurulan tüm tuzaklardan çıkmayı bilmiştir.
Bu durum bize çok şey kaybettirmiş olsa da, çok şey de kazandırmıştır.
Türk ordusu, 40 yıldır savaşan bir ordudur ve bu tecrübe sın derece önemlidir.
Hülasa bu süreç, ordumuza ve devletimize eşsiz kabiliyetler, beceriler sağlamış, ehil kişiler tarafından akademik olarak derlenmiş, değerlendirilmiş, ve eşi, benzeri olmayan stratejiler, teknolojiler geliştirilmiştir.
Memetçik bugün, her türlü koşullarda savaşacak kabiliyettedir.
Türk devletinin etki alanı, hiç olmadığı kadar geniş ve engin, İstihbaratı ise, tüm dünyada eşi, benzeri olmayan bir teşkilat haline gelmiştir.
20 yıl önceki Türkiye artık yok.
Yerine, güçlü, kendinden emin, kabiliyetlerinin gayet farkında olan bir Türk devleti var.
Öyle birileri istedi diye bir atraksiyona atılacak bir Türkiye artık yok.
Savunma sanayii ise, 10 yıl kadar kısa bir zamanda, çağ atladı, bir çok dalda da dünya lideri konumuna oturdu.
Gerçek dost ve müttefik, kardeş ülkeler ile kurulan stratejik anlaşmalar, gücümüze güç kattı.
Bugün Türkiye denildiği zaman akla sadece Türkiye değil, 1,5 milyar İslam alemi geliyor.
300 Milyonluk has Türk milletleri geliyor, ki bunların bazıları, ekonomik olarak asla küçümsemeyecek ülkeler.
İşin içine bir de Pakistan, Endonezya, Malezya, Brunay, Libya girdiğinde, Afrika ülkeleri girdiğinde, saldırmak niyetinde olan bir değil, bin değil, on bin kere düşünüyor.
Savaş konusunda gayet rahat olunuz.
Ancak ekonomik konusunda aynı şeyi söylemek mümkün gözükmüyor maalesef.
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam



