ABD Başkanı Trump, tekrar sevildiğinden beri, akıl dışı, şımarık, hatta deli gibi demeçler veriyor, saçma sapan işler yapıyor.
Kendi ülkesinde dahi, geniş bir kitlenin alay konusu, eleştiri konusu.
Kimi palyaço diyor, kimi delirmiş, kimi ise gözünü intikam bürümüş...
PEKİ YA DEĞİLSE?
Son on, onbeş yıl bize daha önce pek nazar itibara almadığımız ama çok önemli bir şeyi öğretti...
Hiçbir şey görüldüğü gibi değildir!
Özellikle de dünyanın her neresinde, ne olup bitiyorsa bitsin, bu olaylara tekil olarak bakmak, büyük gaflettir, delalettir.
Çünkü her olay, aslında münferit gözükse de, büyük pencereden bakınca, bir büyük bütünün parçası/parçalarıdır.
İkinci sütün ise, Trumpın dünürünün kimler olduğunu bilmektir!
Bütün bu puzzle parçaları, ancak birleştirildiğinde bir anlam ifade eder veya asıl maksadı görebilmek mümkün olur.
Ancak daha önceden de asıl maksadı ifşa eden ipuçları vardır, tabii geniş açıdan bakıldığı zaman.
Trumpın geçmişi iniş/çıkışlar ile, skandallar ile dolu olsa da, bir konuda herkes mütabıktır, o da Trumpın iyi bir iş adamı olmasıdır.
Özel hayatında, son derece mükemmelist, disiplinli ve ihtiraslı birisidir.
Son zamanlarda sergilenen aşırı dinci, akli melekeleri yerinde olmayan, şu bu senaryoları, ya çok iyi kurgulanmış bir senaryo ise?
Hollywood, bir diğer ismi ile “Rüyalar fabrikası" kurulduğu günden beri, Yahudi ve özellikle de siyonistlerin tekelinde olan bir yer olduğunu kimse inkar edemez, değil mi?
Trumpın dünürlerinin, yani Kushner ailesinin ise, New York un en önde gelen kanaat önderleri olduğunu da hesaba katarak yukarıda yazılanları bir daha değerlendirseniz, daha net bir resme ulaşabilirsiniz.
Netanyahu Trumpa hiçbir şeyi dayatamaz, dikte edemez!
O kadar gücü yok, değil Netanyahu, hiçbir İsrail siyasetinin buna gücü yetmez!
Neden mi?
İsrail çorak bir çöl içinde, zoraki ayakta tutulan bir sahte ülke.
Bu ülkeyi ayakta tutan ise, uluslararası Yahudi ve siyonist diasporası.
Bu diaspora, her yıl kazancının %20 sini, kayıtsız şartsız İsrail’e aktarır.
Size hiç küçümsenecek bir miktar gelmesin!
Mesela Burger King den satılan her Bilmem ne burgerinin 45, 50 lirası olarak hesap edin, her satılan kola ürünün 20 lirası olarak hesap edin, küresel olarak hesaplayın, ce bir günde kaç milyar dolar eder, o zaman anlarsınız.
Yani, her şekilde dışa bağımlı olan bir ülkenin hiçbir siyasi figürü, kalkıp da ABD başkanına bir şeyi dayatamaz, hele emir hiç veremez, ancak ABD deki büyüklerine ricada bulunur, onlar da gereğini yapar.
Gelelim günümüze.
Trump, İran a kafa tuttu, savaş çıktı, fırsat bu fırsat, İsrail de Lübnan’a yine musallat oldu, yan ürün olarak.
Peki, aslında ne oldu?
Trump, BAE, Bahreyn, Katar gibi ülkelerden trilyonlarca dolar gelir elde etmişti.
Onları koruyup kollayacaktı.
Peki şimdiki durum ne?
Körfez ülkelerindeki ABD üsleri, yerle bir oldu, askeri personel, uçaklarda, helikopterler bölgeyi terk etti.
Yani, yerseniz, Körfez ülkeleri korumayı vaat eden ABD, kendilerini bile loruyamadı???
Buna çocuklar bile inanmaz.
Bu şekilde, paraları aldı, ama verdiği sözleri de tutmamak için bir zemin oluşturdu.
Gelelim Hürmüz boğasım meselesine.
Barron Trump, yani Junior Trump, bu savaş meseleleri başlamadan, yüklü bir miktarda, uluslararası borsalardan petrol hisseleri satın aldı.
Aldığından bir ay sonra, milyonları milyarlar oldu!
Venezuela yı güdümüne almak, tek başına bir işe yaramazdı, çünkü ABD nin dış borçları için çok büyük paralar gerekiyor ve bir varil petrolün fiyatı 60 $ ın altında idi.
Şimdi ise üç katına çıktı!
En önemlisi ise, dünya petrol ihtiyacının %20 si Körfez ülkelerinden geliyor ve de Hürmüz boğazından geçiyor.
Petrol çok nadir bir şey değil, ama dağılma şekli değer katıyor.
Peki Körfez ülkeleri olmazsa, dünya petrol için nereye bakacak?
Amerika kıtasına, Kuzey ve Güney Amerika ülkelerine, yani bir şekilde ABD nin eline, ama bir şekilde de Rusyanın eline!
İşte büyük planın asıl amaçları bunlar.
Şimdi bir daha muhakeme edelim bakalım, Trump deli mi, veli mi?
Palyaço mu, yoksa son raddede neticenin ne olacağını bilen yegane insanlardan biri mi?
Konu içinde elbette Türkiye ve menfaatleri de var...
Bizim için, giden ağam, gelen paşam!
Çünkü hiç kimsenin Türkiye ye saldırma gibi bir delilikte bulunmayacağını herkes bilir, kimsenin bitleri o kadar kanlanmaz.
Dünya ekonomisi için de, istikrarlı ve stabil bir Türkiye, vazgeçilmezdir.
Evet, jensi kontrolleri altında bir yönetim arzu etmişlerdir, ve fakat, huşu elde edemeyeceklerini anlamış, onlar için baldıran zehrini içmiş ve Sayın Erdoğan ile anlaşmaya varmışlardır.
Körfez ülkelerinin petrolleri, Türkiye üzerinden pazarlanacaktır, aynı şey gaz için de geçerlidir, hülasa, Avrupa, doğrudan Rusya’dan temin etmek istemediği, Rus gaz ve Petrolünü de Türkiye üzerinden alacaktır.
Düne kadar Dubai i seçen uluslararası sermaye, ivedi bir şekilde Türkiye ye gelmeye başladı bile.
Yani Trump ister deli olsun, ister veli, bizim her şekilde işimize geliyor, onun için de son derece relaks olarak izliyoruz...
Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam



